İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/16825 Karar: 2025/11708 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/16825 K.2025/11708

3. Ceza Dairesi 2023/16825 E. , 2025/11708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/848 E., 2022/318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Sanıklar ..., v

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/16825 E. , 2025/11708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/848 E., 2022/318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Sanıklar ..., v

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/16825 E. , 2025/11708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/848 E., 2022/318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Sanıklar ..., ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63, Sanıklar ..., ...(...), ..., ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nun 62, 53 ve 63, Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 221/4-2, 62, 53, 58/9 ve 63, maddeleri gereği verilen mahkumiyet, Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında; CMK'nın 223/2-e maddesi gereği verilen beraat, kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1) Sanık ... Taşçı yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 09.12.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarih, 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı ilamı doğrultusunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE, 2) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimin sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... ile ilgili olarak hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; beraatlerine karar verilen sanıklar ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak ise yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; sanık ..., sanıklar müdafiileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle beraat kararı ve mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA, 3) Sanıklar ... (...), ..., ..., ... ve ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yerverilmişir. "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, fıkra içeriğinden ve gerekçeden de anlaşılacağı üzere örgüte yardım suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, nihai amacını gerçekleştirecek güce ulaşana kadar bu amacını bir kısım mensuplarından ve toplumdan gizlemesi bu amaçla da kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmayan ancak, örgüt liderinin çağrı dönemlerine denk gelen dönemlerde Bank Asya'da bankacılık işlemlerini yapan kişinin işlem yaptığı tarihlerde bu bankanın iltisaklı olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilerek, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım etmek kastıyla para yatırması veya yatırım işlemleri yapmasının ispatı halinde bunun örgüte yardım suçunu oluşturabileceği kabul edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanıkların, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve terör örgütüne yardım etmek kastıyla Asya Katılım Bankasına para yatırdığına veya diğer bankacılık işlemlerini yaptığına dair dosyaya yansıyan her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmaması, ayrıca söz konusu bankanın T.M.S.F.'na devri sonrası işlem yapmaya devam ettikleri de göz önüne alındığında örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerinin dosya kapsamına göre tespit edilememesi karşısında, mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, 4) Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığım söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar). TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıkların temyiz aşamasında sunduğu dilekçeler itibarıyla, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tekrar ifade vermek istediklerini belirtmeleri karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek, öncelikle sanıkların duruşmada hazır edilmesi, etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da açıklanmak suretiyle sanıkların yeniden ayrıntılı beyanlarının alınması, daha sonra verdikleri bilgilerin, örgütle irtibatta kaldıkları süre ve faaliyetlerine uygun faydalı bilgiler olup olmadığının, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediğinin ilgili birimlerden sorulup değerlendirilmesi, gerekirse ismini verdikleri şahıslarla ilgili kolluk marifetiyle araştırma yapılıp teşhis yöntemine başvurulması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile haklarında 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında, etkin pişmanlık hükümlerinde belirtilen indirim oranlarının karar yerinde yeniden tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi lüzumu, 5) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ... ..., ... ve ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; A) ..., ... ve ... hakkında; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, güttükleri amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işledikleri fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi, B) ..., ... (...), ... ... ..., ... ve ... hakkında; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanıklar hakkında hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken ... cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,ayrıca; a) Sanık ... yönünden; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi, ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst hadden indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi, 6) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; A) Suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığı saptanamayan sanığın, dosya kapsamında örgütün gerçek yüzünün ortaya çıkmasında sonra örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir somut eylemlerinin de ortaya konulamaması karşısında; dosya kapsamında sanık hakkında beyanda bulundukları anlaşılan tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması, soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi ve özellikle sanığın ... ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiğinin açıkca sorulmak suretiyle etraflıca beyanlarının alınması, ayrıca istinaf kararından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan İ.T.'e ait ifade ve teşhis tutanaklarının duruşmada okunması, İ.T. hakkında soruşturma/kovuşturma dosyası bulunup bulunmadığının araştırılarak bulunması halinde onaylı bir örneğinin dosya içerisine getirtilmesi, İ.T.'in tanık sıfatıyla dinlenmesinin sağlanarak elde edilen tüm bilgi ve belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi, B) Kabul ve uygulamaya göre; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanık hakkında hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken ... cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması, 7) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). TCK'nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın soruşturma aşamasındaki beyanları dikkate alındığında kişisel faaliyetleri ve örgütle irtibatlı kişiler hakkında bir takım bilgiler veren ancak kovuşturma aşamasında bir kısım ifadelerinden döndüğü anlaşılan sanık hakkında; öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek, etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da açıklanmak suretiyle yeniden ayrıntılı beyanının alınması, daha sonra verdiği bilgilerin, örgütle irtibatta kaldıkları süre ve faaliyetlerine uygun faydalı bilgiler olup olmadığının, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediğinin ilgili birimlerden sorulup değerlendirilmesi, gerekirse ismini verdikleri şahıslarla ilgili kolluk marifetiyle araştırma yapılıp teşhis yöntemine başvurulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekliliği, 8) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin kabulünde sanığın kurucu ortağı ve hisse ortağı olduğu anlaşılan Çınar A.Ş. ile ilgili olarak ''Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulunun 16.03.2017 tarihli Görüş ve Öneri Raporunda, örgüte ait Altınbaşak AŞ'nin, Muğla, ..., Kesikkapı Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan 474 Ada 327 Parsel sayılı 3 katlı betonarme bina ve arsası niteliğindeki taşınmazı, 09.10.2013 tarihinde, sanığın da hissedarı olduğu Çınar AŞ'ye, mal kaçırmaya yönelik olarak, muvazaalı bir şekilde devrettiği tespitinin yapıldığının'' belirtilmesi karşısında; Çınar A.Ş. hakkında söz konusu muvazaalı işlemin tespiti açısından MASAK veya konusunda uzman bilirkişiler tarafından rapor aldırılması, ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılarak bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi, gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanarak elde edilen tüm bilgi ve belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 9) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren ... ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, S. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım S. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt S. 28, Özgenç Genel Hükümler S. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, Bank Asya hesabını rutin olarak kullanan sanığın, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ve savunmasına göre de örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel ... ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 10) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; A) Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılan incelemede, beyanlarında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi ve soruşturma aşamasında örgütteki konumu ile bazı örgüt mensupları hakkında birtakım bilgiler vermesi karşısında; etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları da anlatılarak sanığın yeniden ayrıntılı ifadesi alınmak suretiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, B) Sanık müdafiinin sanığın psikolojik rahatsızlığının olduğunu belirtmesi nazara alındığında 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağı veya bu fiille ilgili davaranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığına dair rapor alınmak üzere adli tahkikat dosyasıyla birlikte Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek rapor alınması, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, 11) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; istinaf kararından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan 333058 İD numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının duruşmada okunması, ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulması, ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılarak bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi, gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanarak elde edilen tüm bilgi ve belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekliliği, 12) Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Sanığın kullanmış olduğu farklı bir hat bulunup bulunmadığına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili bankalara yazı yazılarak sanığın bildirmiş olduğu hatların tespitinin sağlanması, bylock tespit edilemeyen hat dışında başka bir hat kullandığının anlaşılması halinde ilgili birimlerden söz konusu hatlarda ByLock kullanımına ilişkin gerekli inceleme yapılarak, ByLock kullandığının tespiti halinde ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının ilgili birimlerden talep edilmesi, ayrıca Uyap'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık ile ilgili araştırma yapılarak herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı, var ise dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık ..., sanıklar müdafiileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla