Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/17006 E. , 2024/1266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1378 E., 2018/1047 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama kararının kaldırılması ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanması İTİRAZ
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/17006 E. , 2024/1266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1378 E., 2018/1047 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama kararının kaldırılması ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanması İTİRAZA KONU KARAR : Onama Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin, 20.06.2019 tarihli ve 2019/1353 Esas, 2019/4394 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.09.2023 tarihli ve KD-2023/27984 Karar Düzeltme sayılı lehe itirazı üzerine dava dosyası aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, incelendi gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.09.2023 tarihli ve KD-2023/27984 Karar Düzeltme sayılı itirazı; "Sanığın temyiz başvurusu gözetilmeden inceleme yapılmasına ilişkindir. Sanık Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuruda temyiz başvuru dilekçesinin Yargıtay’a ulaştırılmadığını, temyiz talebi incelemeden kararın onandığı, böylece “adil yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğini iddia ettiği, somut dosyada da istinaf mahkemesinin kararı sanığa 06.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve sanık tarafından 17.09.2018 tarihinde temiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. Bahse konu temyiz dilekçesi Yargıtay 16. ceza Dairesinin 20.06.2019 tarihli onama kararından sonra, yani 02.12.2019 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiş olup, sanığın temyiz talepleri yönünden temyiz aşamasında değerlendirme yapılmaksızın hükmün onandığı anlaşılmaktadır. Eş ifade ile 17.09.2018 tarihli temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü savunma ve itirazları değerlendirilmeden kanun yolu denetimi yapılmıştır. Bu şekilde sanık temyiz itirazları yönünden Yüksek Dairenizce değerlendirme yapılmaması Anayasa Mahkemesi tarafından “mahkemeye erişim hakkı”nın ihlali olarak kabul edildiğinden hükmün onanmasına ilişkin karar hukuka aykırı görülmekle, sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. Dosyanın CMK 288, 289 ve 294 maddeleri de gözetilerek esastan yapılan incelenmesinde ise; Sanığın ileri sürdüğü temyiz sebepleri yerinde olmayıp, mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin ileri sürdüğü temyiz sebeplerine ilişkin 30.11.2018 tarihli ve 2018/78076 sayılı onama istemli tebliğnamemiz de gözetilmek suretiyle temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. " Talebine ilişkindir. II. İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ Sanığın nihai kararı, kesinleşen karara istinaden kendisine tebliğ edilen müddetname ile 02.10.2019 tarihinde öğrendiği ve öncelikle 31.10.2019 tarihli dilekçe ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yoluna gidilmesi talebinde bulunduğu, 11.11.2019 tarihli dilekçesi ile de 17.09.2018 tarihli temyiz dilekçesinin Yargıtay'a ulaşmadığını belirterek akıbetinin araştırılması talebinde bulunduğu, sanığın dilekçesinin Başsavcılık muharebe bölümüne geldiği, ancak sistemsel hata nedeniyle açılamadığından işlemsiz kaldığının tespit edildiği, sanığın Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunduğu ve Anayasa Mahkemesi tarafından başvurunun incelenerek mahkemeye erişim hakkının ihlaline karar verildiği nazara alındığında; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile sanığın temyiz talebinin değerlendirilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: III. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2017/28 Esas, 2018/93 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.07.2018 tarihli ve 2018/1378 Esas, 2018/1047 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.07.2018 tarihli ve 2018/1378 Esas, 2018/1047 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 20.06.2019 tarihli ve 2019/1353 Esas, 2019/4394 sayılı kararı ile temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. 4. Sanığın nihai kararı, kesinleşen karara istinaden kendisine tebliğ edilen müddetname ile 02.10.2019 tarihinde öğrendiği ve öncelikle 31.10.2019 tarihli dilekçe ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yoluna gidilmesi talebinde bulunduğu, 11.11.2019 tarihli dilekçesi ile de 17.09.2018 tarihli temyiz dilekçesinin Yargıtay'a ulaşmadığını belirterek akıbetinin araştırılması talebinde bulunduğu belirlenmiştir. 5. Sanığın dilekçesinin Başsavcılık muharebe bölümüne geldiği, ancak sistemsel hata nedeniyle açılamadığından işlemsiz kaldığı belirlenmiştir. 6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanığın itiraz yolunda gidilmesi talepli dilekçesiyle sonradan gönderilen sanığın temyiz dilekçesi ile ilgili olarak 11.12.2019 tarihli yazısında; "ileri sürülen itiraz sebeplerinin dile getirildiği, Yargıtay 16. Dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı, karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığı" gerekçeleriyle itiraz yoluna gidilmediğini belirtmiştir. 7. Sanık 22.10.2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuştur. 8. Anayasa Mahkemesi tarafından 19.01.2023 tarihinde yapılan toplantıda başvuru incelenerek; "başvurucunun süresinde Yargıtaya gönderilmeyen temyiz dilekçesinde, müdafiinin temyiz itirazlarından farklı olarak soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlandığı, tanık dinletme talebinin reddedildiği, HSYK 3. Dairesine yapılan ihbar ve şikayetlerin delil olarak gerekçeli kararda yer aldığı, esas hakkında savunma yapmasının kısıtlandığı ve el konulan dijital materyallerinin iade edilmediği iddiaların da bulunduğu, bu iddialar temyiz kanun yolunda incelenmeksizin hükmün onandığı, dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı" gerekçeleriyle kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama -temyiz incelemesi- yapılmak üzere Yargıtay ilgili dairesine iletilmek üzere İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 9. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2018/1378 Esas, 2018/1047 sayılı kararının onanması görüşünü içeren 20.09.2023 tarihli, KD-2023/27984 Karar Düzeltme sayılı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraznamesi ile dava dosyası, Daireye tevdi edilmiştir. IV. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle; mahkemenin kanuna aykırı olarak teşkil ettiğine, mahkumiyet hükmünün gerekçe içermediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, hükmün hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillere dayandığına, suçun unsurlarının bulunmadığına, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin yok sayıldığına, yapılan aramada ele geçirilen materyallerin sanığa teslim edilmediğine, tanıkların CMK'ya uygun şekilde dinlenmediğine, mahkeme tarafından tanıkların sanık lehine olan beyanlarına itibar edilmediğine, HSK 3. Dairesine intikal eden dosya ile ilgili sanığın savunmasının halen alınmamış olduğuna, rapor gideri olarak hesaplanan yargılama giderinin fahiş olduğuna, sanığın açıkça isnat edilen suçu işlememiş olduğuna ve lehine değerlendirilmesi gereken delillere rağmen soyut ve mesnetsiz değerlendirmeyle mahkumiyet kararı verilmiş olduğuna, kararın bozularak beraat kararı verilmesi gerektiğine, temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepler ve diğer hususlara ilişkindir. V. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. VI. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. VII. KARAR 1. İtirazın değerlendirilmesi bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin, 20.06.2019 tarihli, 2019/1353 Esas, 2019/4394 sayılı, onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.07.2018 tarihli ve 2018/1378 Esas, 2018/1047 sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Ek Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2024 tarihinde karar verildi.