İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/17082 Karar: 2024/4023 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/17082 K.2024/4023

3. Ceza Dairesi 2023/17082 E. , 2024/4023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/401E., 2021/1598K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarih ve 2017/204 Esas - 2020/107 sayılı Kararı SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜMLER :1

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/17082 E. , 2024/4023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/401E., 2021/1598K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarih ve 2017/204 Esas - 2020/107 sayılı Kararı SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜMLER :1

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/17082 E. , 2024/4023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/401E., 2021/1598K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarih ve 2017/204 Esas - 2020/107 sayılı Kararı SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜMLER :1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3/1, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi 2-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 3/1, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I-Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişki temyiz talepleri yönünden; BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine işlem yapıldığı yönünde delil bulunmayan hesaba ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi ve sanık ... ile ilgili olarak ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu değerlendirildiğinden sonuca etkili bulunmamıştır. Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, II-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişki temyiz talepleri yönünden; 1-Sanıklar ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak; Ayrıntıları Kapatılan 16. Ceza Dairesinin 08.10.2018 tarih ve 2017/4227 Esas, 2018/3132 sayılı Kararında açıklandığı üzere, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı dikkate alındığında, müsnet suç için kanunda öngörülen cezaların tür ve miktarı itibariyle CMK'nın 150 nci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu ve kural olarak zorunlu müdafii katılmadan yargılamanın icra edilip bitirilmesine yasal imkan bulunmadığı nazara alınıp, sanıklar ..., ... ile ...'un karar celsesinde mazeret göndererek yeni duruşma günü verilmesini talep eden müdafiilerinin mazeretlerinin değerlendirilmesi yapılmadan ve sanık ...'ın ilk 4 celseden sonra esaslı işlemlerin yapıldığı hiç bir celseye katılmayan müdafii hakkında anılan Kanun'un 151 inci maddesi uyarınca gereğine tevessül edilmesi gerektiği düşünülmeden "duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" ve Anayasa'nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma haklarının kısıtlanmasını doğuracak biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın karar verilmesi suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1- e maddelerine muhalefet edilmesi, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak; A-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilerek, Sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılıp katılmadığına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması ve savunmaların denetlenmesi bakımından; sanıklar ..., ... ve ...'a ait ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporlarının getirtildikten ve sanık ... hakkında hükümden sonra gelen Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapılanmasına ilişkin örgütle irtibatlı kişiler tarafından kullanılan ardışık arama ve ARMS kart kullanım kayıtlarında dair raporun duruşmada CMK 217/1 inci maddesi uyarınca okunarak tartışılmasından ve sanıklar ... ve ... hakkında hükümden sonra beyanı gelen ... ile sübutu bakımından belirleyici delil olan beyanları okunmakla yetinilen ... hakkında ... 'ın 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 inci maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1inci maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenmelerinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininde zorunluluk bulunması, B-Kabul ve uygulamaya göre de; BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine işlem yapıldığı yönünde delil bulunmayan sanıkların hesaplarına ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, 3-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunan ve usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre; BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine hesap açıp, işlem yaptıkları yönünde kesin ve yeterli yeterli delil bulunmayan ve mutad bankacılık işlemleri dışında örgütün kamuoyunda bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel faaliyeti tespit edilemeyen, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil oldukları ya da anılan örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettikleri hususunda mahkumiyetlerini gerektirir yeterli ve kesin delil ikame olunamayan sanıkların müsnet suçtan beraatleri yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla