İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/22349 Karar: 2024/8571 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/22349 K.2024/8571

3. Ceza Dairesi 2023/22349 E. , 2024/8571 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/3 E., 2022/246 K. ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2020/7451 Esas, 2021/3429 Karar sayılı bozma ilâ

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/22349 E. , 2024/8571 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/3 E., 2022/246 K. ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2020/7451 Esas, 2021/3429 Karar sayılı bozma ilâ

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/22349 E. , 2024/8571 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/3 E., 2022/246 K. ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2020/7451 Esas, 2021/3429 Karar sayılı bozma ilâmına direnme kararı verilerek; 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkûmiyet 2. Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-son, 62, 221/5, 53/1-2-3, 58/9 ve 63/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1 inci maddesi gereği REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklar hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2016/53 Esas, 2018/409 Karar sayılı kararı ile ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmiş, anılan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ile bir kısım sanıklar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2019/465 Esas, 2020/142 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan ve düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın sanıklar müdafileri ile bir kısım sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2020/7451 Esas, 2021/3429 Karar sayılı ilâmı ile sanıklar hakkında bozma kararı verilmiştir. Bozma ilâmından sonra Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/3, 2022/246 sayılı Kararı ile bozma ilâmına direnilmesine ve sanıkların önceki hükümler gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bozma ilâmından sonra yapılan ve sanıklar müdafileri ile bir kısım sanıkların hazır bulunduğu 21.09.20222 tarihli oturumda; sanıklar müdafileri ve bir kısım sanıklara bozma ilâmına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra duruşmanın bitirildiği ve direnme hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 24.03.2022 tarihli ve 2021/16-300 Esas, 2022/2021 Karar sayılı kararında; “Direnme kararının şekil ve usul şartlarına ilişkin olarak her ne kadar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda detaylı düzenleyici hükümler bulunmasa da ceza muhakemesi kanunlarının her konuyu ayrıntısıyla düzenlemesi beklenmemelidir. Bu nedenle usûl kanunlarının düzenlemediği alanlar, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı olmamak ve kanunun ruhuna uygun olmak şartıyla yorum ve kıyasla doldurulmakta ve bu uygulamalar benimsendikçe teamüle dönüşmektedir. Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili taraflara 5271 sayılı CMK’nın 216/1 inci maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkânı sağlanacaktır. Delillerin tartışılmasında hazır bulunan taraflardan kimin hangi sıra ile söz alacağı, cevap haklarını nasıl kullanacakları ve duruşmanın en son kimin sözü ile bitirileceğine ilişkin CMK’nın ‘Delillerin tartışılması’ başlıklı 216 ncı maddesinin duruşma tarihinde yürürlükte olan hâli; 1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. 2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. 3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir’ şeklindedir. Buna göre; delillerin tartışılmasında ilk önce söz katılana ve/veya vekiline, daha sonra Cumhuriyet savcısına ve en son olarak da sanığa ve müdafisine veya kanunî temsilcisine verilir. Görüldüğü gibi kanun koyucu, önce iddia, daha sonra da savunma makamını teşkil edenlerin söz alıp görüşlerini açıklaması gerektiğini kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı, katılan ve/veya vekili, sanığın, müdafisinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafisi ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın ve/veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Bu, tez (yani iddia) ile antitezin (yani savunmanın) çatışmasıyla, sonuca (yani karara) ulaşılan bir süreç olan muhakeme sonucunda sağlıklı bir karara ulaşabilmenin gerekli ve zorunlu şartıdır.” hususları belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Özel Daire bozma kararının taraflara bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmasının, mahiyeti itibariyle “delillerin tartışılması” aşamasındaki söz sırasına ilişkin kurallara tabi olması nedeniyle, bozma kararından sonra sanıklar müdafileri ile bir kısım sanıkların katılımıyla gerçekleştirilen ve hükmün de tefhim edildiği 21.09.2022 tarihli oturumda 5271 sayılı CMK’nın 216/1 inci maddesindeki düzenleme gereğince Cumhuriyet savcısının bozma ilâmına ilişkin görüşlerinin sorulmasından sonra açıklanan mütaalaya karşı hazır bulunan sanıklar ve müdafilerine savunma yapma imkânı tanınıp hazır bulunan sanıklara son söz hakkı verildikten sonra yargılama bitirilerek direnmeye konu hükmün kurulması gerekirken, kanunda öngörülen sıralamaya uymaksızın Cumhuriyet savcısınca açıklanan mütaalaya karşı hazır bulunan sanıklar ve müdafilerine mütaalaya ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve hazır bulunan sanıklara son söz hakkı verilmeden yargılama bitirilip direnmeye konu hükmün kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 216. maddesine muhalefet edilerek savunma haklarının kısıtlanması, Kanuna aykırı, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla