İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/23735 Karar: 2025/17467 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/23735 K.2025/17467

3. Ceza Dairesi 2023/23735 E. , 2025/17467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/725 E., 2022/499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/239 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/23735 E. , 2025/17467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/725 E., 2022/499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/239 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/23735 E. , 2025/17467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/725 E., 2022/499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/239 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/1-2-c, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/4 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B maddeleri, TCK'nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür. Bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay; 15 Temmuz 2016 tarihinde ülke genelinde meydana gelen darbe girişimi kapsamında, ... ili ... ilçesinde bulunan ... . Komando Tugay Komutanlığı'nda tugay komutanı Tuğgeneral ... başkanlığında darbe teşebbüsüne ilişkin koordine toplantısı yapıldığı, darbe teşebbüsünü nihai amaca ulaştırmak için; ... . Komando Tugay Komutanlığı'na bağlı çok sayıda askerin tam teçhizatlı olarak zırhlı araçlar ile ilçe merkezinin muhtelif noktalarında konuşlandığı, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların kuşatıldığı, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün işgal edildiği, bir kısım kamu görevlisinin rehin alındığı, ilçe merkezindeki bir kısım yolların ve kavşakların ulaşıma kapatıldığı, sivil araç ve yayaların geçişine engel olunduğu, darbe girişimine tepki gösteren vatandaşların dağıtılması amacıyla havaya ateş açıldığı bilinmektedir. Suç tarihinde saat 22:30 da ... . Komando Tugay Komutanlığı toplantı salonunda Tugay Komutanı Tuğgeneral ... , Tugay Komutan Yardımcısı Albay ... , 1.Tabur Komutanı Yarbay ... , ... . Tabur Komutanı Yarbay ... , Lojistik Şube Müdürü Yüzbaşı ... , Merkez Komutanı Albay ... , Topçu Taburu eski komutanı Yarbay ... , Topçu Taburu yeni komutanı Yarbay ... , MEBS Şube Müdürü Üsteğmen ... , İstihkâm Şube Müdürü Yüzbaşı ... , İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı ... , Personel Şube Müdürü Vekili Teğmen ... isimli personel katılımı ile gerçekleşen toplantıda Tugay Komutanı Tuğgeneral ... Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu açıkladığı ve toplantıya katılan dava dışı sanıklara darbe teşebbüsünü gerçekleştirmeye matuf emirler verdiği, toplantının sona ermesi üzerine toplantıya katılanların harekat merkezinden çıkarak komutanı oldukları birliklerin başına intikal ettikleri, Olay günü saat 23.00 sıralarında ... . Tabur Komutanı ... 'in odasında (dava dışı sanıklar) Piyade Üsteğmen ... , Piyade Üsteğmen ... , Piyade Yüzbaşı Turay Kol, Piyade Yüzbaşı ... , Personel Başçavuş ... , Piyade Yüzbaşı ... ve Piyade Yüzbaşı ... isimli personelin katılımı ile bir toplantı gerçekleştirdiği, bu toplantıda ... . Tabur Komutanı sanık Yarbay ... “Arkadaşlar sıkıyönetim ilan edildi ve bunda taburumuz bir bölük ile yol emniyeti görevi, diğer iki bölükle de kışla içerisinde ihtiyatta bekleyecek” diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğunu astlarına ilettiği, sanık ... 'in emri üzerine saat 00:00'da 2. bölük komutanı Üsteğmen ... ve komutasındaki askerlerin 1 kirpi, 4 Mercedes Unimog personel taşıyıcı ile kışla dışarısına çıkarak ilçenin muhtelif noktalarında konuşlandıkları, sözde sıkıyönetim kapsamında ilan edilen sokağa çıkma yasağının hayata geçirilmesine yönelik yol kesme, vatandaşların seyahat hürriyetine müdahale etme gibi eylemler gerçekleştirdikleri, yine sanık ... 'in emri ve katılımı ile ... . Bölük Komutanı Üsteğmen ... ve komutasındaki askerlerin silahlı ve teçhizatlı olarak kışla dışarısına çıktıkları, Bu kapsamda olay gecesi saat 21:30 sıralarında ... . Tabur Komutanı ... tarafından üsteğmen rütbesinde görev yapan 1. Bölük komutanı sanık ... 'a “silah başı alarmı herkes tören alanında toplansın” şeklinde SMS ile emir gönderdiği ve yaklaşık 10 dakika sonra da telefonla arayarak mesajda bildirdiği emri tüm bölüğe bildirmesini emrettiği, akabinde sanık ... 'ın bölük ... grubuna ”arkadaşlar, acilen tabur içtimada toplanıyoruz, duyum var, operasyon şeklinde acil” ve “yoklama bekliyorum” şeklinde mesajlar attığı, akabinde bölüğünün içtimasını aldıktan sonra saat 22:30 sıralarında yukarıda izah edildiği üzere diğer bölük komutanları ile birlikte Tabur Komutanı ... ile toplantı yaptıkları, toplantıdan sonra bölük komutanının bölüğünün yanına giderek Türk Silahlı Kuvvetleri'nn yönetime el koyduğunu haber verdiği, akabinde kol komutanlarını yanına çağırarak “ailelerinize bilgi verin, herhangi bir problem olmasın” dediği ve içtima alnından ayrıldığı ... saat:00.30 sıralarında bölük komutanı üsteğmen ... 'ın tekrardan gelerek bölüğe hitaben morali bozuk bir şekilde “arkadaşlar durum çok karışık, kimse buradan ayrılmasın” dediği, ... yanına gittiğinde kendisine “ortalık çok karışık inşallah dışarı çıkmayız, dışarı çıkarsak tabur komutanı ateş edin diye emir ederse ben emre itaat etmem” dediği, bir müddet sonra saat 01:15 sıralarında 3-4 el silah sesleri duyulduğu, bunun üzerine ... 'ın sanık ... 'e “... kolunu hazırla batı lojmanları nizamiyesine” dediği, bu sırada binanın önünden binbaşı ... 'in koşarak geldiği ve bölük komutanı üsteğmen ... 'a “... bir kol, bir gurup batı lojmanlarına yaklaşıyor” dediği, ... 'in kolu ayrıldıktan sonra geriye kalan 2-3 ve 4. Kollar ise saat 01:30 sıralarında yine Tabur Komutanı ... 'in emri ile birlikte ana nizamiye kapısına doğru hareketlendikleri, ana nizamiye kapısına indiklerinde silah seslerinin duyulduğu, Tabur Komutanının Bölük Komutanı ... ’a emir vererek “dışarı çıkıp az ileri gidelim, silah seslerinin nereden geldiğini öğrenelim” demesi üzerine bölük komutanının kendisine “komutanım çıkmayalım, sıkıntı olur” demesine karşın, Tabur Komutanı ... emrini yineleyince nizamiyeden çıkmak zorunda kaldıkları, nizamiyeden çıktıkları sırada bölük komutanının askerlere “kesinlikle silahlara şarjör ve mühimmat takılmayacak, bize ateş edilse dahi, benim emrim dışında kesinlikle ateş edilmeyecek” dediği, nizamiyeden yaklaşık 50-60 metre kadar ilerledikleri, tabur komutanının (dava dışı) sanıklara biraz daha ileriye çıkmaları gerektiğini söyleyince 100 metre kadar daha yürüdükleri, geldikleri yerde Kız Yurdu önünde ellerinde Türk Bayrakları olan sivil halkın bulunduğunu görür görmez ağır silahları olanların Bölük Komutanı ... 'ın ve Kol Komutanı ... 'ın emri ile grubun arkasına yani vatandaşın göremeyeceği bir yere gönderildikleri, burada yaklaşık 10-15 dakika kadar bekledikleri, Tabur Komutanı ... 'in de bölüğün önünde askerlerle beraber beklediği, halkın “asker kışlaya” şeklinde bağırmaya başlaması üzerine Bölük Komutanı Üsteğmen ... ’ın tabur komutanının yanına giderek “komutanım daha fazla sıkıntı olmasın, geri gidelim!” diyerek Tabur Komutanı ... ile birlikte bölüğe geri kışlaya dönüş talimatı verdiği, kışlaya dönüldüğünde de bölük komutanının askerlere silahları ve malzemeleri bıraktırarak istirahat emri verdiği, Anlaşılmıştır. Hukuki açıklamalar ve somut olay çerçevesinde hükmün incelenmesi; Müsnet suçun unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesine gelince; Olay tarihinde uzman çavuş rütbesinde bulunan ve izinli olması nedeniyle dışarıda arkadaşları ile oturan sanığın ekli olduğu ... grubuna saat 22.00 sıralarında bölük komutanının gönderdiği "arkadaşlar, acilen tabur içtimada toplanıyoruz, duyum var, operasyon şeklinde acil” şeklinde mesaj geldiği, sanığın izinli olması nedeniyle çarşıya çıktığı ve ordu evinde bulunan odasına gittiği, odada istirahat ederken Kol Komutanı (dava dışı) Uzman Çavuş ... 'ın sanığı arayarak kışlaya çağırdığı, sanığın izinli olduğunu belirterek gelmeyeceğini söylediği, ardından bir kaç sefer daha aradığı ve Teğmen ... 'ın çağırdığını söylemesi üzerine kamuflajlarını giyerek kışlaya gittiği, ardından teçhizatlı şekilde içtima alanına giderek diğer askerlerle beklemeye başladığı, saat 01:30 sıralarında sanığın da içinde bulunduğu 2-3 ve 4. Kollar ile birlikte Tabur Komutanı ...'in emri ile birlikte ana nizamiye kapısına doğru hareketlendikleri, ana nizamiye kapısına indiklerinde silah seslerinin duyulduğu, silah sesleri üzerine Tabur Komutanı ...'in Bölük Komutanı ...'a yinelediği emirleri ile sanığın içinde bulunduğu grubun nizamiyeden çıkarak 100-150 metre kadar uzaklaştıkları ve burada yaklaşık 10-15 dakika kadar bekledikten sonra bölük komutanının tabur komutanına ısrarları üzerine beraberindeki askerler ile kışlaya döndüğü anlaşılmakla; Darbenin planlama, organizasyon ve icrasını gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensubiyetleri ve örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan önceden haberdar olduğu kanıtlanamayan sanığın, darbeyi sevk ve idare eden amirleri tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek verilen emir doğrultusunda cebir ve şiddet içermeyecek eylemlerde bulunmaktan ibaret, zarar tehlikesi açısından ortaya koyduğu katkı-önem derecesine göre, ”yardım etmek” olarak TCK'nın 39/2-c maddesi delaletiyle 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunu oluşturacağı gözetilip ayrıca askeri hiyerarşinin en altında yer alan askeri personelin “ast” kavramına bağlanan hukuki sonuçlar bakımından aynı değerlendirmelere tabi tutulamayacağı da nazara alınmak suretiyle; uzman çavuş rütbesinde görevli sanığın, işlediği fiillerin haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen “konusu suç teşkil eden emrin ifası” nın, bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevleri, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterler muvacehesinde suç tarihi itibariyle yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları da dikkate alınarak değerlendirilmesi, mevcut irade ve bilgilerinin, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendisinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadığının tespitine çalışılıp, hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düşüp düşmediği değerlendirilip, yanılgıya düştüğünün saptanması halinde, geçitli suç hükümleri açısından da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı ve bağlantısı olup olmadığı araştırıldıktan sonra bulunmaması halinde atılı suç yönünden TCK'nın 30/4. maddesi delaletiyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi lüzumu gözetilerek hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi, Hukuka aykırı, sanık müdafii ve katılanlar ... ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla