Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/24160 E. , 2024/1358 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/99 E., 2022/227 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM :1-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 6
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/24160 E. , 2024/1358 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/99 E., 2022/227 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM :1-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53/1-3, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararları 2-Sanık ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 53/1-3, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararları 3-Sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 314/3, 220/7 maddeleri yollamasıyla TCK'nın 314/2, 220/7 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 53/1-3 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararları 4-Sanıklar ... ve ... yönünden Adli Emanette kayıtlı bulunan eşyaların delil olarak saklanmalarına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Ret, Onama, Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: I-Sanık ... müdafiinin temyiz talebi yönünden; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 sayılı kararında açıklandığı üzere; 31.10.2022 tarihinde sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen, usulüne uygun olarak 10.01.2023 tarihinde sanığa, 09.01.2023 tarihinde müdafiine tebliğ edilen ve sanık tarafından temyiz edilmeyen hükmü sanık müdafiinin 05.01.2023 tarihinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nu 294. maddesinde şart koşulan temyiz nedenlerini içermeden temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE, II-Diğer temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre, BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine hesap açtığı, işlem yaptığı yönünde delil bulunmayan sanıklar yönünden anılan banka nezdinde açılmış hesaplarının bulunmasının ve bu hesaplara ait mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceği belirlenip ve sanık ... yönünden Adli Emanette kayıtlı bulunan eşyaların delil olarak saklanmasına karar verildiği anlaşılmakla tebliğnamede sanık hakkında herhangi bir hüküm verilmemesi sebebiyle iade isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; 1-Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz talepleri ile yönünden; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanık ... hakkında Cumhuriyet savcısının temyiz talepleri yönünden; A-Sanıklar ..., ... ve ... ilgili olarak; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin sanık ... hakkında Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ancak; a-Sanıklar ... ve ... hakkında; Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanıkların örgütteki konumları, kaldıkları süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden ve bozma ilamını sonuçsuz bırakacak şekilde yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi, b-Sanık ... hakkında; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas, 2015/1292 Karar, 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar). 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 1/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamlar ışığında yapılan değerlendirmede; Bozma öncesi temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini beyan eden ve bozma sonrası yapılan yargılama aşamasındaki ifadelerinde örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt yapılanması ve mensupları ile ilgili verdiği ve kovuşturma sonuna kadar özü itibariyle dönmediği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, B-Sanık ... ile ilgili olarak; Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı ve yahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: bozma sonrası yapılan yargılama aşamasında dinlenilen tanık beyanlarına göre, anılan örgütün nihai amacının kamuoyunca da açıkça anlaşılması sürecinden sonra herhangi bir örgütsel faaliyeti saptanamayan sanığın, sosyokültürel durumu ve samimi olarak ikrar ettiği olay ve olguların tarihi itibariyle örgütün hiyerarşik yapısına kastla ve organik bağ ile katılıp katılmadığı bağlamında, 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaçınılmaz bir hata içinde olup olmadığının mahallinde tartışmasız bırakılması, C-Sanık Bayzit Sağıroğlu ile ilgili olarak; Uyulmasına karar verilen bozma ilamında sanığın örgütle irtibatının, örgütün nihai amacının kamuoyunca da açıkça bilinir hale geldiği dönemden sonra 07.08.2015 tarihinde Vanillia Cafe isimli yerde yaptıkları toplantı ile sabit olduğunun kabul edilmesi ve fakat sanık müdafiinin müvekkilinin anılan toplantıya katılmadığına dair savunması ve bir kısım delilleri de ibraz ettiği görülmekle, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması ve savunmasının denetlenmesi bakımından; anılan tarihe ilişkin ilgili birimlerden sanığın HTS kayıtları ile 09.08.2015 tarihli kaza tespit tutanaklarının getirtilip duruşmada CMK'nın 217/1 inci maddesi uyarınca okunup tartışılması, sanığın o tarihte Uşak ilinde olmadığına dair varsa ifade sahiplerinin 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri ve sanık müdafii tarafından 08.08.2015 tarihli tutanakta imzası bulunan polis memurları hakkında bulunulan suç duyurusunun sonucu araştırılarak kamu davası açılması halinde bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.