Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/8717 E. , 2026/4403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/232 E., 2021/1492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/479 E., 2020/343 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/8717 E. , 2026/4403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/232 E., 2021/1492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/479 E., 2020/343 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas, 2019/6842 karar sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı" hususu gözetilerek; Ülke genelinde ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla yapılan görüşmelerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/164168 soruşturma sayılı dosyasında oluşturulan ankesörlü/sabit büfe HTS veri havuzunun 81 ildeki Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüklerince sorgulama yapılabilecek şekilde ankesör/büfe raporlama modülü ATAÇ programı üzerinden kullanıma açıldığının belirtilmesi karşısında, sanık ile ilgili ATAÇ programı üzerinden sorgulama yapılarak, görev yaptığı yerlerde varsa ardışık ve tekil arama kayıtlarının yeniden talep edilerek getirtilmesi sonrasında sanığın HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca, sanığın sabit/ankesörlü telefonlardan arandığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ilk arama tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ardışık arama kayıtlarında geçen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı araştırılarak varsa bu kişilerin tüm aşama ifadeleri getirtilip mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA. dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nce mahkûm edilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Mahkûmiyet, asker olan sanığın örgütün mahrem imamı tarafından ankesörlü/sabit hatlardan aranmış olması olgusuna dayandırılmıştır.
Hukuki İlke: Ankesörlü/sabit hat aramalarının örgütsel bağ delili sayılabilmesi için, aramaların ardışıklığı, periyodikliği, saatleri, süreleri ve şifreleme yönteminin ATAÇ programı üzerinden sorgulama ve uzman bilirkişi raporuyla her türlü şüpheden uzak biçimde tespiti gerekir. Sanığı arayan hatların sahipleri ile ardışık aranan kişilerin kimlikleri saptanıp haklarında soruşturma bulunup bulunmadığı araştırılmadan, bu kişiler huzurda veya CMK 180/1-2-5 (SEGBİS) ya da 181/1 (istinabe) usulüyle tanık olarak dinlenmeden eksik araştırmayla hüküm kurulması hukuka aykırıdır (kararda Kapatılan 16. Ceza Dairesi'nin 13.11.2019 tarih, 2018/5526 esas, 2019/6842 karar sayılı ilamına atıf yapılmıştır); hüküm CMK 302/2 uyarınca bozulmuştur.
Uygulama Sonucu: Bozma (CMK 302/2); dosya CMK 304 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Dava Strateji Notu: Ankesör dosyalarında savunma, ATAÇ analiz raporunun ardışıklık/periyodiklik ve tekil arama kriterlerini karşılayıp karşılamadığını ve ardışık aranan kişilerin kimlik ve tanıklık usulünün tamamlanıp tamamlanmadığını sorgulamalıdır; bu araştırma yapılmadan verilen mahkûmiyetler bozma sebebidir.