İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/9762 Karar: 2025/14084 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/9762 K.2025/14084

3. Ceza Dairesi 2023/9762 E. , 2025/14084 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/53 E. - 2023/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2017/142 E. - 2017/210 SAYISI: 2020/22966 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak HÜKÜM : Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yapıla

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/9762 E. , 2025/14084 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/53 E. - 2023/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2017/142 E. - 2017/210 SAYISI: 2020/22966 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak HÜKÜM : Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yapıla

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/9762 E. , 2025/14084 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/53 E. - 2023/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2017/142 E. - 2017/210 SAYISI: 2020/22966 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak HÜKÜM : Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yapılan yeniden yargılama sonucunda önceki ilk derece mahkemesi hükmünün CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak hükümlü/sanığın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı, TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi 14.08.2017 tarih 2017/142 Esas, 2017/210 sayılı Kararı ile hükümlü/sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine kararı verildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 04.03.2020 tarih 2019/4777 Esas 2020/1765 Karar sayılı ilamı ile temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilerek hükmün kesinleştiği, hükümlü/sanık müdafinin bireysel hak ihlali kapsamında AYM'ye başvurusu sonucunda, Anayasa Mahkemesi 19.10.2022 tarihli 2020/22966 nolu kararı ile; "İstinaf aşamasında dosyaya kazandırılan, sanığın mahkumiyeti için önemli delil olarak kararda zikrettiği ByLock ID-Tespit ve Değerlendirme Tutanağının, duruşmada okunarak başvurucunun ve müdafinin itiraz ve iddialarını etkili şekilde sunma olanağı tanınmaksızın, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı hareket edildiği, Anayasanın 36 ncı maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılması gerektiğine" kararı verilerek gereği için dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderildiği, duruşmalı olarak yapılan yeniden yargılama sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 08.02.2023 tarili 2023/53 Esas ve 2023/164 sayılı Kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın hükümlü/sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; YARGILAMANIN YENİLENMESİ A) Genel Olarak: Kesin hükümde yer alan adli hataların düzeltilmesine ve hükümlü hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar muhakeme yapılmasına imkan tanıyan yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü kanun yollarının bir çeşidini oluşturmaktadır. Kesin hüküm; doğruluğu hukuken kabul edilen ve artık tartışılmayan bir mahkeme kararıdır. İstisnai olsa da uyuşmazlığın çözümünde “adli hata” denilen yanlışlıklar yapılmış olduğu sonradan öğrenilebilir. Bazı önemli hataların giderilebilmesi ve hakikatin araştırılması bu şekilde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi “olağanüstü kanun yolu” ile mümkün olabilecektir. "Bu yolun istisnai olarak kabul edilmesinin nedeni, doğruluğu hukuken tartışılmayan “kesin hükmün” temellerinin bazı hallerde sarsılmış olması hükmün artık bu temel üzerinde oturmasının mümkün olmamasına dayanmaktadır. Hukuk barışının ve güvenliğinin sağlanması ne kadar önemli ise de, hukuka olan güvenin sağlanması da en az bu kadar önemlidir. Temelleri olmayan bir hüküm hukuk düzeni tarafından kabul edilemez. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi yolu, sadece çok istisnai hallerde mahkeme kararı ile açılabilmektedir." (Yenisey-Nuhoğlu, CMK 4. baskı 962. syf.) Maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen ceza muhakemesinde verilen ve kesinleşen hükmün sonradan maddi gerçeğe uyumlu olmadığı anlaşıldığı halde, kararın infazının aynı şekilde sürdürülebilmesi adli hatadan vazgeçilmemesi, diğer bir anlatımla yeni ortaya çıkan bu durumların görmemezlikten gelinmesi, bir hukuk devletinde kabul edilemez. Her şeyden önce kesinleşmiş bir hükmün, doğru ve maddi bir gerçeğe uygun olduğu, yargılamanın hukuka uygun yürütüldüğü, meşru olduğu, adaletin tecelli ettiği varsayımının bu konudaki inancın kamu vicdanında tahribata uğraması, bozulan hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi ve hukuk barışının yeniden sağlanmasını zorunlu kılar. İstisnai nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra yapılacak yargılamada izlenecek yol; yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplanabilir. Re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplanabilir. Toplanan deliller karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasında bağ kurulmalı, bir başka deyişle bu delillerle önceden bu sonuca varıldığı anlatılmalı, suçun nitelendirilmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir (Ünver- Hakeri CMK şerhi). Yargılamanın yenilenmesinin istisnai kanun yolu olduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarih, 2012/3-909 Esas, 2014/121 sayılı kararında, “Yargılamanın yenilenmesindeki amaç kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, gerçeğin araştırılması böylece toplumun ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenileme talebini dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.” şeklinde vurgulanmıştır. B) Yasal Düzenleme: Yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK'nın 311 inci maddede tek tek sayılmıştır. Bunlar; (1)Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 04.02.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 04.02.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. Şeklinde sayılmıştır. Yine 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Kanunun 45-51 inci maddeleri arasında bireysel başvuru yolu düzenlenmiş, adı geçen yasanın 50 nci maddenin (2) nci fıkrasında; "Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." Denmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 311 inci maddesinden farklı olarak yeni bir yargılamanın yenilenmesi yolu düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden birisi de “ceza hükmünün, insan hakları ve ana hürriyetleri korumaya dair sözleşmenin veya ekli protokolleri ile Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin ihlali sureti ile verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, bireysel başvuru yoluna gidilmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması” dır. Yenilenme talebinde bulunabilmek için cezanın infaz edilmemiş olması ya da hükümlünün sağ olması şart değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminde hükümlünün bulunabileceği gibi, sağ olmaması halinde eşi, üst veya alt soyu, kardeşleri, şayet bu kişiler mevcut değilse Adalet Bakanı talepte bulunabilir. Yargılamanın yenilenmesi kararında artık mahkeme, yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplamalı, re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın gerekirse başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplamalı, toplanan delilleri karar yerinde tartışıp suçun ne şekilde işlendiği açıklamalı, mevcut delilleri irdelemeli, delillerle sonuç arasında bağ kurmalıdır. C) Somut Olayda: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından hükme esas 52471 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılması ile tüm delillerin birlikte 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması, tespiti halinde beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla