Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/1446 E. , 2024/10323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜMLER : Sanıklar hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 inci maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istina
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/1446 E. , 2024/10323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜMLER : Sanıklar hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 inci maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre, BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine hesap açtığı, işlem yaptığı yönünde delil bulunmayan sanıkların anılan banka nezdinde açılmış hesabının bulunmasının ve bu hesaba ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; 1-Sanıklar ... ve ... yönünden; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık ... ve sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, Sanıkların örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılıp örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti ile savunmalarının denetlenmesi bakımından; sanıklar ... ve ...'ya ait ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının ilgili birimlerden istenilerek, hükümden sonra gelen sanıklar ... ve ...'a ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları ile birlikte duruşmada CMK'nın 217/1 inci maddesi uyarınca okunarak tartışılmasından ve tüm sanıklara ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar ile ihraç edilmeden önce emniyet mensubu olan sanık ... ile ilgili olarak gizli tanık ...'dan elde edilen dijital verilerin incelenmesi sonucu düzenlenen veri inceleme raporunda zümre başkanı ve öğretmen olarak kodlanan kişilerin, haklarında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa sanıklarla ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, bu ifade sahipleri ile ayrıca sanık ... yönünden de suçun sübutu bakımından belirleyici delil olan...'ın tanık sıfatıyla duruşmada veya SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenilmelerinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininde zorunluluk bulunması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Sanık ... (... ...) kara yönünden; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ancak; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, temyiz aşamasında sunmuş olduğu dilekçeleri ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirerek bir takım bilgiler vermesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanık ... ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ...'nın tutuklulukta geçirdiği süre bozma nedeni, kaçacağına dair somut olguların bulunması ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanu'nun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.