Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/18109 E. , 2024/15560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ KARARI :Ağır Ceza Mahkemesi 04.07.2018 tarih 2017/405 Esas 2018/352 sayılı kararı İTİRAZLA İLGİLİ HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 62, 63 üncü maddeleri ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca verilen mahkumiyet SUÇ : Silahlı terör
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/18109 E. , 2024/15560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ KARARI :Ağır Ceza Mahkemesi 04.07.2018 tarih 2017/405 Esas 2018/352 sayılı kararı İTİRAZLA İLGİLİ HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 62, 63 üncü maddeleri ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca verilen mahkumiyet SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma Dosya incelenerek gereği düşünüldü: I-)İTİRAZ KONUSU: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27.Ceza Dairesi 07.11.2019 gün 2019/275 E., 2019/382 karar sayılı ilamıyla; sanık hakkındaki, Kocaeli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2017/405 Esas, 2018/352 sayılı kararıyla TCK'nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 62, 63 üncü maddeleri ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve 2022/1828 Esas, 2024/5605 sayılı kararı ile sanık hakkında temyiz davasına ilişkin gerekçe kısmında sanık hakkında verilen kararın hukuka aykırı bulunduğu belirtildiği halde hüküm kısmında temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onandığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2024 tarih ve KD - 2024/78102 sayılı yazısı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve 2022/1828 Esas, 2024/5605 sayılı kararının KALDIRILMASI talep edilmiştir. II-)İTİRAZ NEDENLERİ: Mezkur ilama Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2024 tarih ve KD - 2024/78102 sayılı yazısı ile; ''Dosyanın incelenmesinde, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/1828 Esas ve 2024/5605 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünde; "1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında, "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı''nın kabul edildiği dikkate alınarak, suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan; detaylı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının yeniden istenmesi; ile tüm delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi gereğince duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir. (CMK 181/1). Dosya kapsamına göre tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının suçun sübutu açısından ehemmiyet arz eder nitelikte olması karşısında, tanıkların duruşmaya getirilerek yahut bunun mümkün olmaması halinde SEGBİS yolu ile hazır edilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmeksizin, istinabe yoluyla beyanları alınarak CMK'nın 210/1 inci maddesine muhalefet edilmesi, 3. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı gözetilerek infaz edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,'' şeklindeki karar ile hukuka aykırı bulunduğu belirtilmiş ise de, Gerekçe kısmında belirtilen açıklamalara aykırı ve çelişkili olacak şekilde İlgili ilâmın "V. Karar" bölümünde "Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/275 Esas, 2019/382 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA," şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarih, 2022/1828 esas ve 2024/5605 karar sayılı ilâmının "IV. Gerekçe" başlıklı bölümü ile "V. Karar" başlıklı bölümü arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.” şeklindeki gerekçe ile kararın kaldırılması için itiraz isteminde bulunulmuştur. III-)İTİRAZ DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemiz ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlığın/itirazın konusu:Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarih, 2022/1828 esas ve 2024/5605 karar sayılı ilâmının "IV. Gerekçe" başlıklı bölümü ile "V. Karar" başlıklı bölümü arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Somut olayda; dairemizce verilen 2022/1828 Esas sayılı dosyada gerekçe kısmında sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğuna yönelik verilen mahkumiyet kararının eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin kanaat hasıl olmasına rağmen karar bölümünde hükmün onanmasına karar verilmesi suretiyle gerekçe ve karar arasında çelişki meydana geldiği, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla; IV-)KARAR: 1-)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2-)Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve 2022/1828 esas ve 2024/5605 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-)1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında, "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı''nın kabul edildiği dikkate alınarak, suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan; detaylı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının yeniden istenmesi; ile tüm delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi gereğince duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir. (CMK 181/1). Dosya kapsamına göre tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının suçun sübutu açısından ehemmiyet arz eder nitelikte olması karşısında, tanıkların duruşmaya getirilerek yahut bunun mümkün olmaması halinde SEGBİS yolu ile hazır edilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmeksizin, istinabe yoluyla beyanları alınarak CMK'nın 210/1 inci maddesine muhalefet edilmesi, 3-5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı gözetilerek infaz edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.