İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/2901 Karar: 2024/8771 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/2901 K.2024/8771

3. Ceza Dairesi 2024/2901 E. , 2024/8771 K. "İçtihat Metni" D İ R E N M E İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1040 E., 2023/1689 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Direnme TEMYİZ EDENLER : Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/2901 E. , 2024/8771 K. "İçtihat Metni" D İ R E N M E İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1040 E., 2023/1689 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Direnme TEMYİZ EDENLER : Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/2901 E. , 2024/8771 K. "İçtihat Metni" D İ R E N M E İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1040 E., 2023/1689 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Direnme TEMYİZ EDENLER : Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin kabulü ile direnme kararının bozulması İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2023/1040 Esas, 2023/1689 sayılı Kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.07.2023 tarihli ve 2022/6969 Esas, 2023/5213 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2018/237 Esas, 2019/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.01.2020 tarihli ve 2019/1193 Esas, 2020/79 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c ve e) bendleri uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12.07.2023 tarihli ve 2022/6969 Esas, 2023/5213 sayılı Kararı ile "1-Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2 nci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, Kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açılmaksızın evrak üzerinde yapılan inceleme ile sanığın beraatine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, 2-Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221/4-1 inci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken aynı 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c, e maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2023/1040 Esas, 2023/1689 sayılı Kararı ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile aynı Kanun’un 303 inci maddesinin 1 nci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (e) bentleri uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; İstinaf Mahkemesinin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararına uyarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekirken DİRENME kararı vermesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; istinaf mahkemesince; "1-Bozma sebebine göre duruşma açılmaksızın evrak üzerinde yapılan inceleme ile sanığın beraatine karar verilip verilmeyeceği hususu; CMK.nun "Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesinin birince fıkrasının (a) bendinde "Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı ve dosya ile birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f) (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir" hükmü yer almaktadır. CMK’nın “Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” başlıklı 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasının gerektiği durumlarda, Yargıtayın, davanın esasına hükmedebileceği" belirtilmiştir. CMK'nın 303/1-a. maddesinin Yargıtayca süregelen uygulaması, 7035 sayılı Kanun değişikliği ve gerekçesinde ifade edilen düzenlenme amacı hep birlikte ele alındığında; İlk Derece Mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Öte yandan, ceza yargılamamızda dar anlamda istinaf sisteminin benimsenmiş ve ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi meselede değişikliğe gidilmemiş olması nedenleriyle duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmesinde doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerinin ihlal edilmesinden de bahsedilemeyecektir. İstinaf mahkemesi, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince duruşma açılmasına karar vermesi hâlinde; yargılama sonucunda beraat dahil olmak üzere her türlü kararı verebilecektir. Diğer taraftan "sanık yararına olan hukuk kurallarına aykırılık hükmün sanık aleyhine bozulması için Cumhuriyet savcısına hak vermez." hükmü de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Dairemizin, İlk Derece Mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması hususları birlikte gözetildiğinde; Dairemizin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilen sanığın eylemlerinin gerçekleştirilmiş olduğu tarih örgütün geniş halk kitleleri tarafından gerçek ve gizli amaçlarının bilinmediği dönem olan 17/25 Aralık 2013 tarihinden önceki döneme ait olup, sanığın bu eylemlerin gerçekleştiği tarihte örgütün gizli amaçlarını bildiğinin kabulünü gerektir dosya kapsamında delil bulunmadığından beraatına karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. (Aynı yönde Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/7-315 Esas, 2023/322 Karar, 2021/9-350 Esas 2022/528 Karar sayılı ilamları) 2-Bozma sebebine göre, sanık hakkında TCK'nın 221/4-1 inci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına veya TCK'nın 223/2-c,e maddeleri uyarınca beraatına karar verilmesi gerekip gerekmediği hususu; İlk derece mahkemesi ve Dairemizce yapılan yargılama kapsamında toplanılan tüm deliller ve sanığın kendi ikrarından da anlaşılacağı üzere, sanığın 2010 yılında 6 ay örgüt evlerinde kaldığı, öncesinde aynı yıl 6 ay örgütün yurtlarında kaldığı, bilahare ailesinin İzmir'e taşınması üzerine örgüt evinden ayrılarak ailesinin yanında kalmaya başladığı, yine kendi ikrarına göre 17/25 Aralık sürecine kadar örgüt evlerindeki sohbetlere katıldığı, 4.sınıftayken sınıf ablası olmasının teklif edildiği, kendisinin de bunu kabul ettiği, bu bağlamda sadece 2-3 ay kadar sınıf ablası olarak görev yaptığı, bu bağlamda da yaptığı tek faaliyetin sohbetlere giderken sınıftaki öğrencileride sohbete çağırmak olduğu, bunun dışında hiçbir faaliyet yürütmediği, 2-3 ay sonra 17/25 Aralık süreci ile birlikte örgütün gerçek yüzünü görüp örgütten ayrıldığı, örgütün kendisine ulaşmasını engellemek için telefon numaralarını dahi değiştirdiğinin anlaşıldığı, sanığın bu savunmasının tanık Serap Savaş tarafından da doğrulandığı tespit edilmiş olup, sanığın bu eylemlerinin gerçekleştirilmiş olduğu tarih örgütün geniş halk kitleleri tarafından gerçek ve gizli amaçlarının bilinmediği dönem olan 17/25 Aralık 2013 tarihinden önceki döneme ait olup, sanığın bu eylemlerin gerçekleştiği tarihte örgütün gizli amaçlarını bildiğinin kabulünü gerektir dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, aleyhinde kod adı ve fetö'nün gizli haberleşme programı olan ByLock'u kullanması, ideolojik eğitim alınması, örgüt adına ancak bir örgüt üyesinin gerçekleştirebileceği değerlendirilen vahim nitelikte bir eylem gerçekleştirilmesi gibi örgüt üyeliğinin kesin delillerinden kabul edilen hususlar bulunduğuna dair açık bir iddia yada delil bulunmayan, dolayısıyla şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi de gözetildiğinde delil durumu itibariyle örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığı söylenemeyen sanığın öğrencilik döneminde altı ay kadar örgüte ait bir evde kalması, 17/25 Aralık dönemine kadar sohbet toplantılarına katılması ve sınıf ablası olarak sınıftaki öğrencileri sohbete çağırması şeklindeki eylemlerinin, terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için gerekli çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik kriterlerini sağlamadığı, (aynı yönde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2022/14241 Esas 2023/7669 Karar sayılı ilamı) sanığın kanıtlanan eylemlerinin gerek terör örgütüne üye olma gerekse terör örgütüne yardım etme suçlarından cezalandırılmasına yeterli olmadığı sonuç ve vicdani kanısına ulaşılmış ve Dairemizce bozma ilamından önce sanığın cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca hakkında beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." belirtilmiştir. IV. GEREKÇE Fetullah Gülen örgüt yapılanması ile lise 3 ve 4.sınıfta iken Nazilli Körfez Dershanesine gitmekle haberdar olduğu, lise 3. sınıfta iken cemaat ablalarının bir kez kendisini ders çalıştırmak için örgüt evine götürdüğü, 2010 yılında hukuk fakultesini kazandıktan sonra 1.sınıfın ilk döneminde örgüte ait yurtta, ikinci döneminde örgüte ait evde kaldığı, örgütsel gizliliğin sağlanması için bir kısım önlemler alındığı, örgüte ait yurtta ve evde kalırken çay saati adı altında düzenlenen sohbetlere katıldığı, sohbet sırasında Zaman Gazetesinin Kırık Testi bölümünden kısımlar okunduğu ve Fetullah Gülen’in vaazlarının dinletildiği, 2. sınıfa geçtiğinde ailesinin yanında kalmaya başladığı, örgüte sempati duyan yaşlı teyzelerin evlerine gidip örgütsel sohbetlere katıldığı, bazen de öğrencilere sohbet ve sohbet günlerinin bildirimini yaptığı, 4. sınıfta iken örgüt tarafından kendisine kendisinden bir alt dönem olan öğrencilerin sınıf ablalığı görevinin verildiği, yaklaşık 6 yıl örgüt içerisinde kaldığı ve örgüt içerisinde sınıf ablalığı görevini yaptığı anlaşılan sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği, örgüt evi/yurdunda kalan 22 kişi hakkında bilgi verip ve dosya kapsamına göre gönüllü teslim olduğu kabul edilen sanık hakkında Dairemizce verilen hükmün bozulmasına ilişkin karar usul ve yasaya uygun olup, İstinaf Mahkemesinin direnme gerekçeleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.07.2023 tarihli ve 2022/6969 Esas, 2023/5213 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla