Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/3336 E. , 2024/17215 K. "İçtihat Metni" TALEPTE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TALEBE KONU DAİRE KARARI : Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.09.2020 tarih ve 2019/1529 - 2020/4763 sayılı ilamı İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2017 tarih ve 2016/102 - 2017/344
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/3336 E. , 2024/17215 K. "İçtihat Metni" TALEPTE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TALEBE KONU DAİRE KARARI : Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.09.2020 tarih ve 2019/1529 - 2020/4763 sayılı ilamı İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2017 tarih ve 2016/102 - 2017/344 sayılı kararı BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.06.2018 tarih ve 2018/889-2018/1723 sayılı kararı HÜKÜM : Sanık hakkında TCK'nın 314/2, 62, 53, 58/9,63, 371 sayılı Kanun'un 5/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü: I-İTİRAZIN KONUSU; Sanık ... Kararaslan hakkında, Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/102-2017/344 sayılı kararı ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53 ve 58/9 yollaması ile 58/6 maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezasına, hak yoksunluğuna, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabii tutulmasına karar verildiği, Mahkeme kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2018/889-2018/1723 sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, istinaf kararının sanık müdafiince temyizi üzerine, Başsavcılığımızın 16-2018/81320 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiş ve Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/1529-2020/4763 sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek onandığı görülmüş olup, ''İtirazımız, sanığın kovuşturma devam ederken 25.09.2017 tarihli etkin pişmanlıkta bulunmak istediğine dair başvurusu üzerine verilen ara karar uyarınca kollukta verdiği 8 sayfa etkin pişmanlık içerir beyanları ve 29 kişinin teşhisine dair tutanakların sonraki celselerde değerlendirilmeksizin son savunmalarında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep ederek örgüte, faaliyetlerine, kendisinin konumuna ve örgüt mensubu kişilere dair bilgiler vermesi, kişileri teşhis etmesi, TCK'nın 221. maddesi hükümünden faydalanmayı talep etmesine rağmen İlk Derece Mahkemesinin kabulünde dosya içeriği ile uyuşmayan tespitlere yer verilerek, yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin, hükmü bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.'' denilerek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Düzeltelerek Onama kararına itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır. II-İTİRAZ NEDENLERİ; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.12.2022 tarihli itiraz 2021/125208 sayılı yazısında; "Sanık ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturma devam ederken 25.09.2017 tarihli başvurusu üzerine; Müdafii eşliğinde verdiği 14.11.2017 tarihli kolluk ifadesinde özetle; herhangi bir örgüte üye değilim suçlamaları kabul etmiyorum, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyorum bu konuda bildiklerimi samimi bir şekilde anlatacağım diyerek, ilk irtibatını, örgütsel bağını, süreçte üstlendiği görevlerini, örgütsel faaliyetlerini anlatarak 29 kişinin teşhisini yaptığı, örgüt yapısı içinde bulunduğu için pişman olduğunu beyan ettiği, Sanık müdafiinin esas hakkındaki son savunmasında; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği, Sanığın esas hakkındaki son savunmasında ise; müdafiinin savunmalarına katıldığını, önceki beyanlarını tekrar ettiğini ifade ettiği, Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/102-2017/344 sayılı ilamı ile; sanığın atılı suçtan mahkumiyetine, şartları oluşmadığından hakkında TCK'nın 221/4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve gerekçeli kararda etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasına ilişkin olarak "Her ne kadar sanık ara celselerde Mahkememize başvurarak etkin pişmanlık kapsamında savunma yapmak istediğini bildirmiş ve mahkememizce savunması tespit edilmiş ise de, sanığın dosya kapsamındaki eylemlerinin vehametinin üzerini örtmeye çalıştığı, mahkememizce bilgi, belge ve tanık beyanları ile şüphe götürmeyecek şekilde ispat edilen hususlarda dahi gerçek dışı beyanlarda bulunduğu, örneğin Z.I isimli kişinin il imamı olabileceğine ihtimal vermediğini söylediği, bu suretle yapılan yargılamayı sulandırmaya çalıştığı anlaşılmış, lehine etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır " şeklinde gerekçe gösterildiği, gerekçenin objektif bir değerlendirme olarak kabul edilemeyeceği zira bu husutaki bilgi ve değerlendirmelerin temyiz denetimine de imkan verecek şekilde gerekçeli kararda yazılması gerektiği, bunun yapılmaması suretiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanlarına dair çok sanıklı ve kapsamlı olan dava dosyasında yeterli değerlendirmenin yapılmadığı, sanığın kollukta verdiği beyanlarının Emniyet Müdürlüğüne gönderilerek ve açıklığa kavuşturulması gereken hususlar var ise bu hususlarda ek beyanlarının alınması da istenerek etkin pişmanlık çerçevesinde verdiği beyanlarının samimi ve yararlı olup olmadığı hususunda Emniyet Müdürlüğünden mütalaa da alınması gerekirken bunun yapılmadığı ve eksik araştırma ile hüküm verildiği anlaşılmıştır '' denilmiştir. III- İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi, maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K., 26.10.2015 tarih, 2015/1565 E. 3464 K. sayılı kararları). TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde, bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre, belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olan, kovuşturma aşamasında Mahkeme talimatına istinaden 14.11.2017 tarihinde kollukta etkin pişmanlık kapsamında beyanları alınan sanığın, sonrasında karar celsesine kadar yeni bir beyanının alınmadığı da gözetilerek, öncelikle gerekmesi halinde yeniden ifadesi alınarak verdiği bilgilerin konum ve faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığı ve eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden de sorularak sonucuna göre belirlenen cezadan TCK'nın 221/4-2 cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun oranda adil bir indirim yapılması gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan objektif bir değerlendirme içermeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir. IV-KARAR: 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.09.2020 tarih ve 2019/1529 Esas, 2020/4763 sayılı onama kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; Silahlı terör örgütüne üye olan, kovuşturma aşamasında Mahkeme talimatına istinaden 14.11.2017 tarihinde kollukta etkin pişmanlık kapsamında beyanları alınan sanığın, sonrasında karar celsesine kadar yeni bir beyanının alınmadığı da gözetilerek, öncelikle gerekmesi halinde yeniden ifadesi alınarak verdiği bilgilerin konum ve faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığı ve eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden de sorularak sonucuna göre belirlenen cezadan TCK'nın 221/4-2 cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun oranda adil bir indirim yapılması gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan objektif bir değerlendirme içermeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre infazın durdurulmasına karar verilerek CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince "yurtdışına çıkmamak" adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/1 maddesi uyarınca dosyanın Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.