Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/9931 E. , 2024/15088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1077 E., 2023/1589 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/75 E., 2023/302 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birl
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/9931 E. , 2024/15088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1077 E., 2023/1589 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/75 E., 2023/302 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi HÜKÜM : 1-Suça sürüklenen çocuk ...'ın 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 31/3, 62/1 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi 2-Suça sürüklenen çocuk ...'nin 5237 sayılı TCK'nın 174/1, 174/2, 31/3, 62/1, 52/2, 52/4 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (09.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle) 3-Suça sürüklenen çocuk ...'nin 5237 sayılı TCK'nın 220/6 maddesi delaletiyle 314/2, 31/3, 62/1 ve 63 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (09.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle) 4-Sanıklar ... ve ...'in 5237 sayılı TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 174/2, 62/1, 52/2, 52/4, 53/1,2,3, 58/9 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (14.02.2014 tarihli eylemleri nedeniyle) 5-Sanıklar ... ve ...'in 5237 sayılı TCK'nın 220/6 maddesi delaletiyle 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1,2,3, 58/9 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (14.02.2014 tarihli eylemleri nedeniyle) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında 09.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Suça sürüklenen çocuk hakkında anılan suç yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, hükmolunan cezanın tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; ayrıca anılan suçun 7188 sayılı Kanun kapsamında temyizi kabil suçlar arasında da sayılmadığından, mezkur hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi gereğince REDDİNE, II-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, suça sürüklenen çocuk ... ile sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hüküm bakımından; a-Dosya kapsamı incelendiğinde suça sürüklenen çocuk ... hakkında Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.06.2015 tarih ve 2014/475 Esas, 2015/238 sayılı kararına konu eylemler nedeniyle devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, mala zarar verme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 20.01.2016 tarih ve 2015/7440 Esas, 2016/528 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, mezkur mahkumiyet hükümlerine konu eylemlerin 02.09.2014 ile 19.11.2014 tarihleri arasında gerçekleştiği, bu eylemlere iddianamenin de 11.12.2014 tarihinde tanzim edildiği, Suça sürüklenen çocuk ...'ın yargılamasına konu işbu dava dosyasının ise 14.02.2014 tarihli eyleme dayandığı, bahse konu eylem nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında 25.02.2014 tarihinde kamu davası açıldığı, mezkur dava dosyasında 14.02.2014 tarihli eylem dışında silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturacak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren başka bir eyleminin tespit edilemediği nazara alındığında; SSÇ'nin eyleminin suç tarihi itibariyle silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yanlış vasıf ve nitelendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, b-Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen AYM’nin 06.02.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.05.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türk Ceza Muhakemesi Hukuku'nun benimsediği sisteme göre, Kanun'un ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz (5271 sayılı Kanun madde 193/1). Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir. Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74). Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Beşikdüzü T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan SSÇ'nin 31.08.2023 tarihli yazılı dilekçesinde SEGBİS sistemiyle kendisini sağlıklı ifade edemediğini, duruşmaya gelip yüz yüze ifade vermek istediğini belirttiği görülmekle, hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147 nci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden, SEGBİS yöntemiyle savunması alınmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanun'un 196/4 üncü maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması, c-Kabul ve uygulamaya göre; Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3/1 maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 maddesine aykırı davranılması, 2-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hüküm bakımından; a-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle TBMM tarafından 02.03.2024 tarihinde kabul edilen ve Cumhurbaşkanı tarafından 12.03.2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, kamuoyunda "sekizinci yargı paketi" olarak bilinen 7499 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde söz konusu suçun yeniden düzenlediği görülmekle, SSÇ hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu kanun değişikliği kapsamında değerlendirilerek bu suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince lehe kanun hükümlerinin tartışılması gerektiği lüzumu, b-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2020 tarih ve 2018/341 Esas, 2020/36 sayılı kararıyla silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiği, örgüt üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olduğu, yakalanmayla temadinin kesildiği, yakalanma tarihinin de 18.09.2018 tarihi olduğu, söz konusu dosyanın temyiz incelemesi için Dairemizin 2023/20384 esasına kayıtlı olduğu görülmekle; Suça sürüklenen çocuk ...'nin yargılamasına konu işbu dava dosyasının ise 09.02.2014 tarihli eyleme dayandığı, bahse konu eylem nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında 11.02.2015 tarihinde kamu davası açıldığı, mezkur dava dosyasında yer alan eylemin temadinin devam ettiği tarihleri kapsayıp kapsamadığının tespit edilmesi için her iki dava dosyasının birleştirilmesi suretiyle tüm deliller bir arada değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c-Kabul ve uygulamaya göre; aa-Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanunun amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61 ve 3/1 maddelerinde düzenlenen ölçüt ve ilkeler çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, suçtan sonraki davranışları, güttüğü amaç ve saik ile, sübutu kabul edilen eylemin niteliği de gözetilerek, tayin olunan cezadan 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle TCK'nın 314/3 maddesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı ve makul indirim uygulanması gerekirken; oluşa ve dosya kapsamına uymayacak biçimde indirim yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, bb-İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında, suç tarihinin tehlikeli maddelerin ele geçirildiği tarih olan "09.02.2014" yerine "08.02.2014" olarak yazılması, 3-Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümler bakımından; a-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle TBMM tarafından 02.03.2024 tarihinde kabul edilen ve Cumhurbaşkanı tarafından 12.03.2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, kamuoyunda "sekizinci yargı paketi" olarak bilinen 7499 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde söz konusu suçun yeniden düzenlediği görülmekle, SSÇ Fırat Demir ile sanık Ramazan Ulutaş hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu kanun değişikliği kapsamında değerlendirilerek bu suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince lehe kanun hükümlerinin tartışılması gerektiği lüzumu, b-Kabul ve uygulamaya göre; aa-Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3/1 maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 maddesine aykırı davranılması, bb-Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanun'un amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61 ve 3/1 maddelerinde düzenlenen ölçüt ve ilkeler çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, suçtan sonraki davranışları, güttüğü amaç ve saik ile, sübutu kabul edilen eylemin niteliği de gözetilerek, tayin olunan cezadan 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle TCK'nın 314/3 maddesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı ve makul indirim uygulanması gerekirken; oluşa ve dosya kapsamına uymayacak biçimde indirim yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, 4-Sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan hükümler bakımından; Sanıklar müdafilerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3/1 maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk ... ve müdafii ile suça sürüklenen çocuk ..., sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1 maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.