İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/3588 Karar: 2025/28382 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/3588 K.2025/28382)

3. Ceza Dairesi 2025/3588 E. , 2025/28382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/205 E., 2020/549 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/161 E., 2019/403 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kar

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/3588 E. , 2025/28382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/205 E., 2020/549 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/161 E., 2019/403 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kar

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/3588 E. , 2025/28382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/205 E., 2020/549 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/161 E., 2019/403 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kararının kaldırılarak; 5237 sayılı TCK'nın 220/7 maddesinin delaletiyle 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı TMK'nın 51, TCK'nın 62/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması ile hükmün onanması İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.12.2024 tarihli ve 2022/28128 esas, 2024/17877 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.05.2025 tarihli ve 3 - 2021/14779 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Sanığın terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun duruşmalı olarak yapılan incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin bu hükme karşı, temyiz talebinde bulunduğu tespit edilmiştir. Yargıtay ilâm içeriğinden ise, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunduğundan ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle, sanık müdafiinin temyiz talebinin kabulü ile mahkûmiyet hükmünün bozulduğu görülmüştür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraznamesi, "...Sanığın kendi beyanlarına ve dosya içerisinde mevcut tanık beyanlarına göre sohbet isimli örgütsel toplantıların yapıldığı .... isimli dernekte çalıştığı, tanık ...'nın kollukta verdiği beyanın; "sanığı dernekte yapılan ve örgüt lideri ....'in kitaplarının okunduğu, vaazlarının dinlediği sohbet toplantılarında gördüğü" şeklinde olduğu, tanık ....'nun soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında verdiği beyanların; " ..... isimli dershanede düzenlenen toplantılarda ve 17/25 aralık 2013 tarihinden sonra ise evlerde düzenlenen toplantılarda sanığı gördüğü, yine sanığın evinde de birkaç kez sohbet isimli toplantılar düzenlendiği ve tanığın kendisinin de bu toplantılara katıldığı" şeklinde olduğu, tanık ...'nun kollukta ve kovuşturma aşamasında talimatla alınan beyanlarının; "sanığı.... isimli dershanede ve Karadeniz memurlar derneğinde yapılan toplantılarda gördüğü " şeklinde olduğu, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın örgütle temasının olduğunun sabit olduğu, yine sanığın örgütün 1. çağrısından sonra ....destek olmak amacıyla 31.01.2024 tarihinde başka bir finans kuruluşundan çektiği 8.200,00 TL değerindeki tüketici kredisinin 7.830,00 TL'lik kısmını aynı gün ... hesabına yatırarak katılım hesabı açtığının bilirkişi raporu ve sanığın bu yöndeki ikrarını içerir beyanı ile sabit olduğu, sanığın bu şekilde örgütün birinci talimat tarihinden sonra başka bankadan kredi çekip, paranın getirisinden fazla mevduat faizi ödemeyi göze alarak ...'ya para yatırma ve katılım hesabı açma işleminin mutat bankacılık hareketi olarak kabul edilemeyeceği ve finansal çıkarlarla açıklanamayacağı, ayrıca belirtilen tanık beyanlarının da sanığın örgüte yakınlığını ortaya koyduğu, sanığın anlatıldığı şekilde vuku bulan ve örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eyleminin, dosya kapsamı ile değerlendirildiğinde, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphenin de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğundan Dairemizin 12.12.2024 tarihli ve 2022/28128 esas, 2024/17877 karar sayılı ilamının kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçuna yönelik istinaf mahkemesinin mahkumiyetine dair hükmün onanması kararı verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.12.2024 tarihli, 2022/28128 esas, 2024/17877 karar sayılı, bozma ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2019/205 esas, 2020/549 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak; Hükmün birinci fıkrasında temel cezanın “5237 sayılı TCK’nın 314/3. ve 220/7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2. maddesi” olarak tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden uygulama maddesinin “TCK’nın 220/7. maddesi delaleti ile TCK’nın 314/2. maddesi” olarak gösterilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün birinci fıkrasından “220/7. maddesi delaleti ile TCK’nın 314/2. maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “314/3. ve 220/7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2. maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle ve Başkan Dr. ...'ın ayrıntıları muhalefet şerhinde belirtildiği üzere sanık hakkında beraat kararı verilmesi ile hükmün bu yönden bozulması gerektiği görüşü ve karşı oyu ile, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmıştır. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun oluşması doğrudan kastın varlığına bağlıdır. Doğrudan kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile suç kastının bulunup bulunmadığı somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin 22.01.2025 tarih ve 32790 sayısıyla resmi gazetede yayımlanan 09.10.2024 tarih ve 2018/37695 başvuru numaralı kararında gerekçeli karar hakkı kapsamında yaptığı değerlendirme şu şekildedir; ''....Anayasa Mahkemesi, ... verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir.... Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ...... kararında başvurucunun Bank Asyadaki mevduatına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiası karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.... Anayasa Mahkemesi anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir.... Somut olayda Mahkeme, bankacılık verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmamıştır. Gerekçeli karar içeriğine ve dosyadaki delillere göre başvurucunun 2013 yılı Aralık ayında 17.470,65 TL olan hesabı 2014 Mayıs ayına kadar düşük miktarlarda olacak şekilde 24.621,57 TL'ye yükselmiştir. Alınan MASAK raporunun da sözkonusu hesap hareketlerinin yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadında açıklanan nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır. Raporda başvurucunun hesabı açış tarihinden itibaren mukayeseli bir inceleme yapılmadığı, başvurucunun başka bankalardan kredi çekerek ...'ya para yatırdığının ya da işlem yaptığı üçüncü kişilerden FETÖ/PDY'den işlem gören kişiler olduğunun tespit edilmediği görülmektedir. Başvurucu; yargılama sırasında yaptığı savunmada ...'da hesap açtırdığını, faizsiz finans kuruluşu olması sebebiyle bu Bankayı tercih ettiğini, örgüt liderinin talimatıyla bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişiminden bir yıl önce de parasını çektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu savunması karşısında söz konusu hesap açma ve bankacılık işlemlerini ekonomik çıkarları dışında farklı bir amacı gerçekleştirme saiki ile yaptığı hususunda gerekçeli kararda yeterli bir değerlendirme yapıldığını söylemek mümkün gözükmemektedir.... Başvurucunun mahkûmiyetinde esas alınan deliller gözetildiğinde tek başına örgütün nihai amacını bildiğini ve terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyduğu söylenemez...'' şeklinde değerlendirme bulunmuş ve yine aynı karar içeriğinde suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden '' ... Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır.... Bu kapsamda somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne üye olma suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır.... Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir.... Yukarıda açıklandığı üzere yargı makamları başvurucunun FETÖ/PDY'nin nihai amacını ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarından biri olduğunu ileri sürmediği gibi FETÖ/PDY'nin devletçe bir terör örgütü kabul edilmeye ve herkesçe öyle bilinmeye başlanmasından önce söz konusu oluşumun bir terör örgütü olduğundan haberdar olduğunu da iddia etmemiştir. Üyesi olduklarından bahisle kişilerin cezalandırılmalarına neden olan bir oluşumun veya yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiklerinin ortaya konulmaması ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi önceden suç olarak tanımlanmayan fiilleri işledikleri gerekçesiyle terör örgütüne üye olma gibi ağır suçlardan mahkûm edilmeleri sonucunu da doğurabilir.... .... Böylelikle FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan cezalandırılan başvurucunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebileceği ilk derece mahkemesince somut olayda gösterilememiştir. Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır....'' şeklinde değerlendirmede bulunarak başvurucu lehine suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı kabul edilen sanığın, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına yansıyan eylemleri göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, örgütün nihai amacını bildiğine veya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Bir dershanede çalışan, sohbet toplantılarında görüldüğüne dair tanık beyanları bulunan ve örgütün 'birinci talimatı' sonrası başka bankadan kredi çekip Bank Asya'ya para yatırıp katılım hesabı açan sanık; önce beraat etmiş, istinafta silahlı terör örgütüne yardımdan mahkûm edilmiş, Yargıtay dairesi bu hükmü bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise itiraz etmiştir.

Hukuki İlke: Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmakla üye, dahil olmayıp bilerek isteyerek yardım eden ise TCK 220/7 uyarınca üye gibi sorumlu tutulur. Çoğunluk, tanık beyanları ve talimat sonrası bankacılık işlemini örgütsel irade göstergesi sayıp üyelik suçunu sabit görmüştür; karşı oy ise AYM'nin Bank Asya içtihadına dayanarak, örgütün nihai amacını bildiği kesin delille kanıtlanmayan sanık lehine kuşkudan yararlanma ve suçta kanunilik ilkesini savunmuştur. Uygulama maddesi TCK 314/3 ve 220/7 delaletiyle 314/2 olması gerekirken hatalı gösterildiğinden CMK 303/1-c ile düzeltilmiştir.

Uygulama Sonucu: düzelterek onama

Dava Strateji Notu: FETÖ dosyalarında Bank Asya işlemleri tek başına örgütsel irade sayılamaz; savunma AYM'nin 2018/37695 başvuru kararına dayanarak hesabın açılış tarihinden itibaren mukayeseli MASAK incelemesi yapılmadığını, kredi çekip para yatırmanın ekonomik gerekçeyle açıklandığını ve örgütün nihai amacının bilindiğinin kanıtlanmadığını vurgulamalıdır. Karşı oy ve AYM içtihadı, benzer dosyalarda güçlü bir bozma/beraat argüman zeminidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla