KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2008/12328 E., 2008/16559 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2008
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 3000 YTL manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde, davalının açtığı "Antalya Özgün Hediyelik Eşya Tasarım Yarışması" adlı yarışmaya katıldığını; kendi ürününün yarışmada derece elde edemediğini, yarışma şartnamesinde ürünlerin geri iade edileceğinin belirtilmiş olmasına rağmen, ürünün imha edildiğinin bildirildiğini; emek ve masraf yaparak ortaya koyduğu eserin imha edilmesinin kendisini çok üzdüğünü ileri sürerek; 3000 YTL manevi tazminat talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, manevi tazminat; bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. Bir yönüyle de insanlardaki ... ve ..., hatta intikam duygusunu tatmin etmek aracıdır. Amacı, olaydan duyulan ... kısmen olsun dindirmek, olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır.
Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır ve bir ceza olmadığ gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir (YİBK.22.6.1966-7/7). Sayılan bu ana özellikleri nedeniyle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme, diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir.
Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur durumu, sıfatı, işgal ettiği makam, diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması, bunun yanında da olaya göre değişebilecek hal ve şartların bulunacağının gözetilmesi, sonuçta takdir hakkının tüm bu unsurlar nazara alınarak kullanılması gereği de unutulmamaldır.
Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hak ve nesafete göre hüküm verileceği de Türk Medeni Kanununun 4.maddesinin amir hükmüdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2008/12328, K. 2008/16559, 13 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama