KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2009/18796 E., 2010/525 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2010
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 2.577,26 liralık takibe vaki itirazın iptali %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, sahte diploma tanzimi ile işe giren davalıya yersiz ödenen maaşlarının tutarı olan 2.577,26 TL'nin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile davacı alacağının faizi ile birlikte 1.771,31 TL olduğu, icra takibi başladıktan sonra borçlu davalı tarafından 1.772,75 TL ödendiğinin anlaşıldığı, borç tamamen ödendiğinden davacının davasının reddine ancak aleyhine icra takibi ve dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmetmek gerektiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, ancak hükmün 4. fıkrasında gerekçe ile çelişir şekilde davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmuştur.
HUMK.nun 388. maddesinde belirtilen hükmün açık ve net olması gerekliliğinin yanısıra gerekçe de anlaşılabilir, yeterli ve denetlenebilir olmalıdır. Gerekçe ile hüküm arasında sonuca etkili uygunsuzluklar ve çelişki bulunmamalıdır.
Mahkemece, icra takibi ve dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmetmek gerektiği gerekçe gösterilmesine rağmen, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmaması, sonuca etkili olup usul ve yasaya aykırıdır.
O halde mahkemece, gerekçe ile hükmün birbirine uyumlu olduğu, yeterli, açık ve denetlenebilir bir karar verilmesi gerekirken hükmün tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2009/18796, K. 2010/525, 21 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama