KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2009/19306 E., 2010/981 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kadimden beri davalılar ve davacıların 1/2 hisseli olarak kullanımında bulunan suyun tamamını davalıların kendi ev ve bostanlarına çevirerek davacılara ait 1/2 hisseye müdahale edip faydalanmalarını engelledikleri, dava konusu suyu kendi ev ve arazilerine akıttıklarını belirterek dava konusu suda 1/2 hisselerine yapılan müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar cevabında, dava konusu suyun kendilerine ait olduğunu, davacıların suyuna herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını, suyun kendilerine ancak yettiğini, davacıların yerlerinin yakınında bulunan çeşmeyi onarmaları halinde bu sudan davacıya vermeyi kabul etmediklerini belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, genel su niteliğindeki suyun öncesinde taraflarca ortak kullanıldığı, her ne kadar davalıların suyun akmasını önlemek gibi bir müdahalesi yoksa da, davacıların yerlerinin yakınındaki yıkık çeşmeyi onarıp bu sudan almasına izin vermedikleri, genel sudan herkesin ihtiyacı oranında yararlanacağı gerekçe gösterilerek davalıların "ihtiyaçlarından fazla" suya yaptıkları müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 389.maddesine göre "verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet açık ve sarih yazılmalıdır" hükmü yer almaktadır. Maddeye göre hüküm fıkrasının açık ve infaz edilebilir olması gerekir.
Mahkemece; taraflar arasında suyun önceki kullanım biçimi ihlal edilmeyecek şekilde ve yarı oranında kullanıldığı ihtilaf konusu olmadığına göre davacının bu oranda yararlanmasına imkan verecek şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu gibi infaz kabiliyeti olmayan şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2009/19306, K. 2010/981, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama