KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2009/21214 E., 2010/1207 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
Karar Metni
248 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde toplam 2.500-TL. Manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik hakkına saldırılması nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayımı istemine ilişkindir.
BK’nun 49.maddesinde, hâkimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırıma karar verebileceği gibi, kişilik hakkına saldırıyı kınayan bir hüküm de kurabileceği açıklanmıştır. Somut olayda davacı, tazminat yanında kararın yayımını da istediğine göre, Sulh Mahkemesinin görevli olup olmadığının incelenmesi gerekir.
HUMK’ nun 8/1.bendinde Sulh Mahkemesinin görevli olduğu dava değeri belirtilmiş, 2. bentte ise, dava değerine bakılmaksızın görevli olduğu davalar sıralanmıştır. Bu bentte sayılmayan ve yasada açıkça Sulh Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmeyen davalarda Asliye Mahkemesi görevli bulunmaktadır. Saldırının kınanması veya kararın yayımı gibi istemlerin bulunduğu davalar, HUMK’nun 8/2.bendinde sayılan davalar arasında yer almamaktadır. Tazminatla birlikte olsun veya olmasın bu gibi istemlere ilişkin davalarda görevli mahkeme, dava değerine göre de belirlenemez. O halde, BK'nun 49.maddesinde belirtilen yaptırım ve kınama istemli davaların Asliye Mahkemesinde sonuçlandırılması gerekmektedir.
Mahkemece görev yönü incelenmeden işin esası ile ilgili hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2009/21214, K. 2010/1207, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama