KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/11789 E., 2010/17382 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 6.321,61 TL alacağın 01.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, 2001 yılında ev satın alan davalının davacıdan borç para istediği, bankadan kredi çeken davacının çeşitli tarihlerde banka ve PTT havalesi ile kayınbiraderi olan davalıya para gönderdiği, toplam 9.521,61 TL paranın 3.200.00 TL'sının davalı tarafından elden davacıya ödenmesine rağmen6.321.61 TL'nin ödenmediği iddiasıyla, faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bankadan kredi çekerek davalıya banka ve PTT havalesi ile borç para gönderdiğini ileri sürmüş, davalı ise hiç bir borcu bulunmadığını, hatta kendisinin 10.000 TL'yi davacıya borç para olarak verdiğini, davacının değişik tarihlerde ibraz ettiği dokontlarındaki parayı gönderdiğini, başkaca ödeme yapmadığını, esasen kendisinin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Havale, bir ödeme vasıtası olup, var olan borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksinin havaleyi gönderen kişinin ispat etmesi gerekmektedir. Havale makbuzlarında paranın borç olarak gönderildiğine dair herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu durumda havale ile para gönderilmiş olması, paranın borç olarak verildiği iddiasını ispat için yeterli değildir.
Yukarıda açıklanan hususlar ile davacının parayı borç olarak verdiğine dair başkaca yazılı delil sunmamış olması, yemin deliline de dayanmaması karşısında davacının iddiasını ispat ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Mahkemece değinilen bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/11789, K. 2010/17382, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama