KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/12487 E., 2010/15297 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2010
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 3.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 2.500 TL'nin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı dava dilekçesinde, davalının kendisini Cumhuriyet Başsavcılığına iki defa şikayet ettiğini, şikayet dilekçelerinde kendisi hakkında "Kurum 2. müdürünün lakayt olduğu, akşama kadar çalışmayıp vakit geçirdiği, personel ve mahkumlarla ilgilenmediği ve sayımlara katılmadığını" belirterek kişilik haklarının zarar gördüğünü ve bu nedenle 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece; 2.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda, davalı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 25.06.2008 tarihli şikayet dilekçesi ile davacı hakkında görevini yerine getirmediği açıklanmış ve soruşturma neticesinde kovuşturmaya mahal olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/12487, K. 2010/15297, 28 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama