KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/14095 E., 2010/21169 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 100.000,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabihin 199,257,00 TL'ye yükseltilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davalılar Vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davacı ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesi ile; davacıya ait taşınmazların, davalılar tarafından 19.5.2006 tarihinden itibaren haksız olarak kullanıldığını iddia ederek; 19.5.2006-8.5.2008 tarihleri arasında tahakkuk eden, 100.000,00 TL ecrimisilin (fazlaya ilişkin hak saklı tutularak) faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabihin 199,257 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalıların işgal ettiği yer toplamda 450,49 m2 olup, bilirkişiler ecrimisil hesabını 511 m2'yi esas alarak yapmışlardır. Ecrimisil hesabı arsa üzerinden yapıldığından, m2 büyüklüğünün ecrimisil miktarını etkileyeceği kuşkusuzdur. Bundan ayrı, 7 nolu parselde davacıların 136/254 hissesi mevcuttur. Oysa, bilirkişiler taşınmazın tamamı davacıya aitmiş gibi hesaplama yapmışlardır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/14095, K. 2010/21169, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama