KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/16496 E., 2011/2420 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının murisi ... tarafından 10.03.1987 tarihinde düzenlenen resmi vasiyetname gereğince ... Köyünde bulunan 28 nolu parselin 800 m2 lik kısmının davacıya vasiyet edildiğini belirterek dava konusu yerin davacı adına tescil edilmesi için vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir.
Dosya kapsamından, muris ...'nin mirasçıları olarak çocukları ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in kaldığı davanın ise davacı ... dışındaki diğer mirasçılara karşı açılmadığı, 28 parsel nolu taşınmazın şimdiki maliklerine karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Muris ...'ın 13.10.1998 tarihinde vefat etmesi nedeniyle, mirasçılık ve mirasın geçişi ile ilgili olarak 4722 sayılı kanunun 17.maddesi gereğince, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre aynı kanunun 541.maddesinde "Kendisine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona, yoksa kanuni ve mansup mirasçılara karşı dava ikamesi hakkına maliktir" hükmü gereğince davanın tenfiz memuruna yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılması gerekir. Davada taraf sıfatı dava şartıdır. Taraf olmayan kişiye karşı açılan davanın sıfat (pasif husumet) yokluğundan dolayı reddi gerekir.
Mahkemece, vasiyetnamede vasiyet edilen yerin tam olarak belirlenemediğinden ve vasiyetnamenin açılıp, okunması davasının kanuna uygun şekilde görülmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, öncelikle davanın doğru kişilere karşı açılmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan dolayı reddine karar verilmesi gerektiğinden, sonuç olarak "davanın reddine" ilişkin kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/16496, K. 2011/2420, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama