KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/16587 E., 2011/2765 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2011
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali, olmazsa tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın tenkise karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, resmi vasiyetnamenin iptali; olmazsa, tenkis talebinde bulunulmuş, mahkemece, pay verilmek suretiyle tenkise hükmedilmiştir.
Öncelikle vasiyetnamenin iptali istenildiği halde bu yönde taraf delilleri tümüyle toplanıp sonucuna göre olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, iptal istemine ilişkin hüküm kurulmaması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Kabule göre de; tereke mevcudunun (temlik içi-temlik dışı) mahkemece kendiliğinden araştırılması zorunlu olduğu halde tereke mevcudu tümüyle tespit edilmeden eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
TMK.nun 564. maddesi hükmü gereğince, değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Mahkemece, tercih hakkının kullanıldığı tarihteki taşınmaz değerlerinin belirlenmemiş olması ve sabit tenkis oranında bölünemeyen taşınmazlardan pay vermek suretiyle hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, ilk olarak vasiyetnamenin iptali koşullarının bulunup bulunmadığını araştırmak, iptali gerekli ise tenkise gerek kalmadan vasiyetnamenin iptali yönünde karar vermek, aksi takdirde iptali gerektiren bir husus olmadığı sonucuna ulaşılması halinde, iptal isteminin reddi ile tenkis yönünde tüm tereke mevcudunu tespit edip, tercih tarihindeki vasiyete konu taşınmaz değerlerini bilirkişi marifetiyle saptayıp sabit tenkis oranını belirleyerek her bir davalıya ödenecek miktarı açıkça gösterecek şekilde hüküm kurmaktan ibarettir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/16587, K. 2011/2765, 24 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama