KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/16830 E., 2010/21466 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 16.500,00 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin muris ...'nün izni ile ona ait arsa içine ev yaparak ikamet ettiğini ancak murisin ölümü üzerine eşinin borcuna karşılık hissesini davalıya intikal ettirdiğini, müvekkilinin tescil talebinin reddedildiğini, kararda muhtesad bedelinin talep edilebileceğinin belirtildiğini bu nedenle davalı için sebepsiz zenginleşme teşkil eden muhtesad bedelinden fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak 2.500,00 TL için dava açıldığını, muhtesatın değerinin 19000,00 TL olarak belirlendiğini, ilk davada 2500 ,00 liraya hükmedildiğini beyanla bakiye 16.500,00 TL'nin 3.5.2004 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak murisin tüm mirasçılarına yönetilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının açtığı müdahalenin meni davasının kesinleşme tarihi olan 29.5.2006 tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı dolduktan sonra iş bu dava açıldığından sözedilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş , hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu 66. Maddesinde sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak haklarının 1.-10 yıllık sürelerde zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir.
22.2.1991 gün ve 1990/1-1991/1 sayılı Yargıtay İBK. da da vurgulandığı gibi; iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Malvarlığı henüz zenginleşene verilmeden, davalının sebepsiz iktisabından ve bunun doğal sonucu olarak geri almaya ilişkin dava hakkından bahsedilemez. Dava hakkının doğmadığı hallerde ise BK.nun 66. maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması düşünülemez.
Somut olayda, davacı taşınmazı kullanmaya devam ettiğini kısmi davada ileri sürdüğüne göre, davalının açtığı men'i müdahale davasının sonucunda verilen kararın infaz tarihi (diğer bir deyişle davacının taşınmazı terk ya da teslim tarihi) araştırılarak zamanaşımının da bu tarihten başlatılması gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar yerine getirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/16830, K. 2010/21466, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama