KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/17203 E., 2010/19182 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir. Davanın değeri itibarıyla duruşma isteminin reddi gerekmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.11.2003 tarihli kararıyla boşandıklarını, yapılan protokol gereği davacının davalı için aylık 300 USD nafaka ödemeyi kabul ettiğini ve taraflardan birinin evlenmesi durumunda bu ödemenin sona ereceğini, davacının 2008 yılında evlendiğini ve yapılan protokol gereği artık davalıya ödeme yapma yükümlülüğü olmadığını, davalının çalışmaya başladığını, davacının ekonomik durumunun bozulduğunu, bu nedenlerle nafakanın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının çalıştığını ve bu durumu davacıdan saklamadığını, protokol gereği davacı yanın iddiası gibi taraflardan biri evlendiği zaman değil davalı evlendiği zaman nafaka ödemesinin son bulacağından bahisle talebin reddini beyan etmiştir.
Mahkemece, mevcut dosya kapsamına göre sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre: taraflar, 14.11.2003 tarihinde açılan boşanma davası sonucunda; MK.nun 134.maddesi çerçevesinde “anlaşmalı olarak” boşanmışlardır. Anlaşma gereği davalı eş için aylık 300 USD yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, protokolün onanmasına karar verilmiştir.
Tarafların nafakaya ilişkin yaptıkları anlaşma, hukuki niteliği itibariyle Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar ... iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir (BK.md.19). Aynı zamanda sözleşenler ifanın yabancı para olarak “aynen ödeneceğini” de kararlaştırabilirler (BK.md.83/2). Nitekim somut olayda da USD olarak yoksulluk nafakası ödenmesi taraflarca kabul edilmiş ve bu anlaşma mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, ihtiyaçlarına ve de hukuki statüye uygun bulunmuş (MK.md.150/5), verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Kesin hüküm tarafları ve mahkemeyi bağlayıcıdır (HUMK.md.237).
Ancak; TMK.md.176/3 hükmü uyarınca: tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Bu nedenle, nafaka, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebilir veya kaldırılabilir.
Ayrıca, Borçlar Kanununun 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa ... sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi (TMK.md.2) gereğince sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır.
Somut olayda; protokol ile “davacının davalıya tekrar evleninceye kadar aylık 300 USD nafaka ödemeyi üstlendiği, ancak turist rehberi olarak çalıştığı, bu miktarı sosyal ve ekonomik durumu elverdiği sürece ödeyeceği, arabayı davalıya devredeceği, mülkiyeti davacıya ait ... eşyalarıyla birlikte 5 yıl için bedelsiz kullanmak üzere davalının kullanımına bırakılacağı” kararlaştırılmıştır.
Davacı 03/02/2008 tarihinde yeniden evlenmiş, ortak restoran işine girmiş ise de kar edememiştir. Kirada oturmaktadır. Davalı ise, davacı tarafından boşanma sırasında kendisine devredilen araca sahip olduğu gibi, 300 USD nafaka almakta, bunun haricinde 1/2004 tarihinden beri sigortalı çalışarak aylık 1400-2800 TL arası maaş geliri bulunmaktadır. 5 yıllık süre sonunda kirada oturmaya başladığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda özetlenen bu duruma göre, davalı çalışmaya başlamakla boşanma tarihine göre ekonomik durumu iyileşmiş, davacı ise yeniden evlenmiş, başladığı işten kazanç elde edememiş, borçlanmıştır. Turist rehberi olarak çalışmaktadır. Düzenli geliri bulunmadığı gibi, taraflar arasındaki sözleşmede de “300 USD nafakayı sosyal ve ekonomik durumu elverdiği sürece ödeyeceği” kararlaştırılmıştır. Mahkemece, tarafların değişen ekonomik ve sosyal durumları ile sözleşmedeki davacının durumu elverdiği sürece bu miktar nafaka ödeyeceği ve nafakanın indirilebileceği de gözetilmeden, yazılı gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/17203, K. 2010/19182, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama