KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/18493 E., 2010/22265 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2010
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin yorumu istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, dava dilekçesi ile vasiyet eden ...'nın 17.8.2008 tarihinde vefat ettiğini, vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesinde açılıp okunduğunu, bir kısım mirasçıların vasiyetnamesinin iptali için dava açtığını, bu davanın derdest olduğunu, kendileri için vasiyetnamede bir tereddüt bulunmadığını, ancak davalı mirasçıların tereddütleri olduğunu beyanla vasiyetnamedeki asıl irade yorumunun mahkemece yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu konuda derdest bir dava (vasiyetnamenin iptaline ilişkin) olduğunu beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vasiyetnamenin iptali davasının derdest olduğunu, bu davanın kabulü halinde ortada yorumlanacak bir vasiyetname kalmayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; ...'nın yasal mirasçılarının, davalısı lehine vasiyet edilen ... (bu dosya davacısı) aleyhine, 10.11.2008 tarihinde açtıkları vasiyetnamenin iptali davasının derdest olduğu anlaşılmıştır.
HUMK'nun 45/1 maddesine göre; "aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir."
Somut uyuşmazlıkta da hem vasiyetnamenin iptali hem de vasiyetnamenin yorumu davaları aynı vasiyete dayanmakta olup biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek mahiyette olduğuna göre aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan her iki davanın öncelikle birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/18493, K. 2010/22265, 30 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama