KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/18604 E., 2010/21001 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 1.920,00 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacının adına kayıtlı olan telefon hattını kapattırmasına ve davalı ... tarafından bu hattın başka bir kişiye verilmesine rağmen, bu hatta ait faturaların 21.5.2007 tarihinden itibaren davacıya ait banka hesabından ödenmeye devam edildiği, böylece davalının sebepsiz olarak zenginleştiği ileri sürülerek, 1.920 YTL alacağın tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davalı ...'un bankaya fatura gönderip davacının hesabından tahsilat yapmasının söz konusu olmadığı, davacının kendi hesabından telefon ücretini ödediği, davalının alacağın kim tarafından ödendiğini araştırma zorunluluğunun bulunmadığı ve sebepsiz zenginleşmenin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkidir.
Hakkaniyet ve adalet ilkesi, geçerli bir nedene dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin malvarlığına kayan değerlerin eksiksiz olarak iadesini gerektirmektedir. Nitekim Borçlar Kanununun 62. maddesinde; borç olmayanı rızası ile ödeyen kimsenin yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının telefon aboneliğini iptal etmesine rağmen bu numaraya ilişkin otomatik ödeme talimatını iptal ettirmemesi nedeniyle başka kullanıcıya ait faturanın davacı hesabından otomatik olarak ödendiği tarafların kabulündendir. Ancak bu ödemenin hataen olduğuda açıktır.
O halde yukarıdaki açıklamalar uyarınca, davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/18604, K. 2010/21001, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama