KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/21269 E., 2010/20950 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; tarafların 2006 yılında anlaşmalı olarak boşandıkları davacı eş kadın için aylık 800 TL yoksulluk nafakasına hükmolunduğu, müşterek çocuk ...'ın velayetinin davacı anneye verildiği, ancak çocuk için iştirak nafakasına hükmolunmadığını aradan geçen zaman içerisinde mevcut yoksulluk nafakasının yetersiz kaldığı, çocuk içinde iştirak nafakasına ihtiyaç duyulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasının aylık 800 TL'dan 1000 TL'ye yükseltilmesi, çocuk içinde 500 TL iştirak nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davacının annesi ve babasıyla birlikte oturduğu, davalının ise sadece 1.200 TL emekli maaşının bulunduğu, davacı yararına boşanma sırasında hükmolunan yoksulluk nafakasının çoçuğun ihtiyaçlarınında gözönünde tutularak belirlendiğini, davalının geliri dikkate alındığında ödenmekte olan aylık 800 TL yoksulluk nafakası, gelirinin 2/3'ünü oluşturduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki tarafların boşanmalarına ilişkin Zeytinburnu 1.Aile Mahkemesinin 2006/420 E-2006/633 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkemece hüküm ile tasdik edilen taraflar arasındaki 18.12.2006 tarihli protokolün 1.maddesinde; davacı eş (koca) tarafından davacı eş (kadın)'e dava tarihi olan 17.08.2006 tarihinden 01.06.2007 tarihine kadar 500 TL tedbir ve yoksulluk 01.06.2007 tarihinden 01.06.2008 tarihleri arasında ise aylık 800 TL yoksulluk nafakası ödenmesine ve davalı tarafın 01.06.2008 tarihinden sonra nafaka artırım davası açmas ı konusunda muhtariyetine, şeklinde protokol yapılmış olup, protokol mahkemece hüküm altına alınmıştır.
Boşanma davası sırasındaki tarafların mali durumlarının incelenmesinde ise; davalı kadının ev hanımı olduğu, davacı kocanın ise, emekli emniyet müdürü olduğu ve aylık 850 TL emekli maaşı bulunduğu, ayrıca özel bir dernekte güvenlik konusunda danışmanlık yaptığı buradan aylık 2.500 TL gelir elde ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, davalının boşanmadan sonraki gelir durumuna göre mahkemece yoksulluk nafakasının artırımının reddine ilişkin olarak kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Hükmün bu yönden onanması gerekmiştir.
İştirak nafakası yönünden ise; çocuk için protokol ile belirlenen ayrı bir iştirak nafakası bulunmadığı gibi, hüküm altına alınmış bir iştirak nafakasıda yoktur. Açıklanan nedenlerle müşterek çocuk için hakkaniyete uygun bir miktarda iştirak nafakasına hükmolunması gerekirken, bu yöndende davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/21269, K. 2010/20950, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama