KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/2507 E., 2010/3897 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2010
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde davacı, asıl davası ile davalılardan toplam 6000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsili, davalılar ise karşılık davaları ile toplam 6.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın ve karşılık davanın kısmen kabulü, kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı (karşılık davalı) tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ... bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/2507, K. 2010/3897, 9 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama