KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/4257 E., 2010/7652 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 6.300 TL ıslahla 39.558,51 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, hissedar olduğu taşınmazın bir kısmına davalı tarafından 1992 yılında el atılarak ve asfalt dökülerek kamulaştırmasız el atıldığını, herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek 01.01.2000-26.09.2006 dönemi için 6.300 TL ecrimisilin tahsilini istemiş, 24.09.2008 ıslah dilekçesi ile talebinin 39.558,51 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı ... husumetten davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ecrimisil talebinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, talebin fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, davacının 20.10.2006 tarihli dava ve 24.09.2008 tarihli ıslah dilekçeleri birlikte değerlendirilerek toplam 39.558,51 TL ecrimisil ve birikmiş faiz alacağından 25.089,82 TL ecrimisil alacağına ilk dava tarihi olan 20.10.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... belediyesinden tahsiline, davacının 14.468,69 TL'lık birikmiş faiz alacağına ayrıca faiz işletilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekili esasa cevap süresi geçtikten sonra 14.12.2006 günlü dilekçe ile zamanaşımı savunmasında bulunmuş, aynı tarihli celsede ibraz edilen dilekçenin bir sureti karşı tarafa duruşmada tebliğ edilmiş, buna rağmen davacı vekili bu savunmaya karşı bir itirazda bulunmamıştır.
Davalı vekili 13.12.2006 tarihli dilekçe ile yasal süresi içinde davaya cevap vermeyen davalıların yasal süre geçtikten sonra verecekleri layiha ile ileri sürecekleri her türlü itiraz, savunma ve def'ilerine muvafakat etmeyeceklerine dair beyanda bulunmuş ise de bu beyan, o tarih itibariyle henüz ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ine karşı koyma olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle mahkemece zamanaşımı def'i dikkate alınarak ecrimisil hesabı yapılması gerekirken bu konudaki sonucu reddedilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bundan ayrı hükme dayanak alınan 15.09.2007 tarihli bilirkişi raporunda, dayanakları gösterilmeden dava konusu taşınmazın aylık en az 125,00 TL kira getirebileceği açıklanarak ecrimisil hesabı yapılmıştır.
HUMK'nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı hükme bağlanmıştır. Bilirkişi raporunu hazırlarken dayanağı olan somut nedenleri açıklamak durumundadır. Ancak, bu şekilde hazırlanmış rapor hüküm kurmaya elverişli olur.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu bu şekilde hazırlanmadığından karar vermeye yeterli olarak kabul edilemez.
Ayrıca, bundan ayrı ilk iki raporda hesaplanan ecrimisil miktarı ile son rapor arasında fahiş fark olup, bu hususun nedenleri dahi açıklanmamıştır.
O halde, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davalı tarafın zamanaşımı savunması da dikkate alınarak ecrimisil hesabı yaptırılarak hüküm kurulması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/4257, K. 2010/7652, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama