KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/5297 E., 2010/7398 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
Karar Metni
296 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, davacının müşterek çocuk için ödediği 1000TL. iştirak nafakasının fazla olduğunu, ödeme gücünün bulunmadığını ifade ederek, aylık nafakanın 300 TL.’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, halen ödenen 1.100 TL nafakanın yeterli olduğu kabul edilmiş, ancak iki yıl süre ile iştirak nafakasının artış veya azalması talepli dava açılmamasına karar verilmiştir.
1-Davada talep dışına çıkılarak nafakın artış ve azaltma davası açılamayacağı biçimde verilen hükmün hukuksal dayanağı da yoktur. Bu itibarla ileride dava açılamayacağı şekilde hüküm kurulması doğru değilidir.
2- Yargılama sırasında yaptırılan ekonomik durum araştırmasından davacı babanın tekstil işçisi olarak çalıştığı ve aylık gelirinin 1000 TL. olduğu anlaşılmıştır. Ancak, duruşmada dinlenilen davalı tanıkları beyanlarında, davacının tekstil üzerine şirketinin olduğunu ve yanında 40 işçi çalıştırdığını beyan etmişlerdir.
İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır.
Nafaka tutarı belirlenirken, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları ve özellikle de küçüğün yaşı ve ihtiyaçları gözetilir.
Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, davacı babanın ekonomik ve mali durumunun ayrıntılı bir şekilde araştırılıp, davalı tanıklarının ifade ettiği gibi şirketinin ve işyerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/5297, K. 2010/7398, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama