KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2011/1876 E., 2011/2901 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 1.782,60 lira alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; taraflar arasında 01.02.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, ancak kiralananı tahliye eden davalının Eylül ila Ocak ayları arasındaki beş aylık dönemin kira paraları ile aidat bedellerini ödemediği, alacağın tahsili amacıyla ... 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1781 sayılı dosyası ile başlatılan takibe ise itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, “İcra takibinin geçerli bir takip olduğu ve yetkili icra dairesinde takip yapıldığı açıktır. İİK. nun 50. maddesi icra dairelerinin yetkisini düzenler. İtirazın iptali davaları içinse özel bir yetki kuralı yoktur. HUMK. nun 9 maddesine göre yetki belirlenir. İtirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılacağı gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 141. maddesinde, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk HUMK. nun 388. maddesinde de düzenleme altına alınmıştır. Anılan yasal düzenlemede hâkimin, uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangilerine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğunun kabul edilebileceği sonucuna varılabilir. Hükmü ... hâkimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın yanları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka ve en önemlisi adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/1876, K. 2011/2901, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama