KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2011/7474 E., 2011/7365 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2011
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davaıc vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 3 yıl önce evlendiğini, 1 çocukları olduğunu, daha önce davalının açtığı boşanma davası ile davacının açtığı nafaka davasının birleştirildiği ve her ikisinin de reddine karar verildiğini, tarafların daha sonra tekrar biraraya gelmediklerini belirterek davacı ve müşterek çocuk için aylık 150'şer TL tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Davalı, davayı kabul etmediğini, iki yıldır çocuğunu göremediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, kesin süreye rağmen davacı tarafça herhangi bir delil ya da tanık listesi ibraz edilmeyip, duruşmada tanık dinletilmediği, davalı tanıklarının ise dinlendiği, buna göre davalının barışma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı ve davalıdan kaynaklanan bir geçimsizliğe dair somut delil ibraz edilemediği, davacının ayrı yaşamakta haklılığını gösterecek sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK 327/1 md.gereğince; ana babanın küçük çocuğuna bakım eğitim ve korunması için gerekli giderlerini karşılamakla mükellef olmasına ve müşterek çocuğun fiilen davacı anne yanında bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı anne yanındaki çocuk için nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davacı kadının ayrı yaşamada haklılığını gösterecek sebep olmadığından bahisle, küçük için istenen tedbir nafakasının da reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı olarak, HUMK'nun 163 maddesi gereğince "...Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu kararın hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık olması gerekir.
Mahkemece, delil bildirmeleri ve tanıklarını hazır etmeleri için taraflara verilen süre yeterli açıklıkta olmadığı gibi gerekli giderler de belirtilemmiş olup, usulüne uygun değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/7474, K. 2011/7365, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama