KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2011/8840 E., 2011/13367 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2011
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 5406 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, kredi genel sözleşmesine göre davalılardan ...’in borçlu, diğer davalıların ise, müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, bu borcun tahsili amacı ile davalılar aleyhine icra takibi yaptıklarını, yapılan ödemeler sonucunda 5406,96 TL. borcun kaldığını beyan ederek, bu borcun dava tarihinden itibaren yıllık faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalılar aleyhine icra takibinin yapıldığı, icra müdürlüğü tarafından alacak miktarının hesap edildiği, sonradan icra mahkemesinde dava açılarak İTM. tarafından borcun hesaplama işleminin iptal edildiği, alacağın varlığı konusunda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı, takibin derdest olup, davacının alacağını takip yolu ile tahsil edebileceği,dolayısıyla da davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, derdest olan icra takibine konu alacağın tahsilinin ayrı bir dava ile istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, mahkeme tarafından icra hakimliğinin borcun hesaplama işlemini iptali sonucu taraflar arasında alacağın tutarı konusunda bir ihtilafın kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki; İcra Mahkemesi kararları alacağın esasına yönelik nihai karar özelliğini taşımayıp ancak icra takibinin gerektirdiği hukuki sonuçları doğurur nitelikte bulunduğundan, HUMK'nun 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturmaz.
Diğer yandan, alacaklı alacağını, borçlu aleyhine yapacağı icra takibi ile tahsil edebileceği gibi, açacağı alacak davası ile de tahsil edebilir.Bu konuda alacaklının seçimlik hakkı bulunmaktadır.
Öyle ise mahkemece, yukarıda zikredilen ilke ve esaslar gözetilerek davacının aktif dava ehliyeti ve dava açmada hukuki yararı bulunduğu kabul edilip, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddi cihetine gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/8840, K. 2011/13367, 20 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama