KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/10031 E., 2012/13842 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2012
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 7.187 TL borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçelesinde; davalının davacı aleyhine işçi alacakları talebiyle dava açtığını, hükmolunan alacakların hesaplanarak ödendiği halde icra takibine konu edildiğini, takibe konu edilen bedel kadar borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatının hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili,
davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini ayrıca alacaklarının maddi hukuk açısından kesinleştiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece davanın kabulü ile davacının takip konusu miktardan borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından davacı vekilinin kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nun 8/1 maddesi uyarınca “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.
Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır. İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır.İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır.
Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır.
İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık sözkonusudur. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez.
İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. (HGK.01.06.2011 gün ve 9-354 Esas-375 Karar)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/10031, K. 2012/13842, 30 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama