KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/1219 E., 2012/6235 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2012
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 6.745,00 TL'nin tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptali ve %40 inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın yetkisizlik nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dilekçesinde, davalıya ait aracın, davacı şirkete ait araca çarpması neticesinde araçta 6.745,00 TL zarar meydana geldiğini, hasar bedelinin tahsili için girişilen takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının davalı taraftan tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu asıl alacak miktarının 6.745,00 TL olması nedeniyle görev sınırı olan 7.230 TL'nin altında kaldığı gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve davacı vekilinin süresi içerisinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiş ve mahkemece; tarafların adresinin ... ve ... olduğu anlaşıldığından yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili ...
Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Kural olarak her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun bir biçimde çağrılmaları HUMK. nun 73. maddesinin emredici hükmü gereğidir.
Duruşma yapılmadan karar verilebilecek istisnai haller kanunla belirlenir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 tarih ve 2003/6–391 E. 2003/359 K. sayılı kararında da kabul edildiği gibi taraflar duruşmaya çağırılmadan, diğer bir anlatımla taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.
Anayasasının 36. maddesi ile HUMK. nun 73. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemenin, tarafların iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesinin mümkün bulunmadığını hüküm altına almış olup, aksı halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/1219, K. 2012/6235, 8 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama