İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2012/12921 K.2012/18468

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 33

Esas2012/12921Karar2012/18468Tarih11 Eylül 2012Okuma7 dk · 1.490 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2012/12921 E., 2012/18468 K.·İspat Hakkı Yemın

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Eylül 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.490 kelime·7 dk okuma

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 33

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 189

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 188

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 187

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 3

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 141

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 140

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 288

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 344

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 201

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 200

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 371

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 353

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 297

"İçtihat Metni"ÖZET: TARAFLAR, KANUNDA BELİRTİLEN SÜRE VE USULE UYGUN OLARAK İSPAT HAKKINA SAHİPTİR VE HAKKINI DAYANDIRDIĞI OLGULARIN VARLIĞINI İSPATLA YÜKÜMLÜDÜR.

YEMİN, TARAFLARDAN BİRİNİN, BİR VAKIANIN DOĞRU OLUP OL­MADIĞI HAKKINDA “NAMUSU VE ŞEREFİ VE KUTSAL SAYDIĞI BÜTÜN İNANÇ VE DEĞERLERİ” ÜZERİNE BEYANDA BULUNMASIDIR. BİR VAKIANIN DOĞRU OLUP OLMADIĞINA YEMİN EDİLİRSE, ARTIK O VAKIA HAKKINDA BAŞKA DELİL GÖSTERİLMESİNE GEREK YOKTUR. O VAKIANIN DOĞRU OLUP OLMADIĞI DAVADA KESİN OLARAK İSPAT EDİLMİŞ OLUR.

KESİN DELİL İLE İSPATI ZORUNLU OLAN BİR VAKIA, KESİN DELİLLERLE İSPAT EDİLEMEZSE, İSPAT YÜKÜ KENDİSİNE DÜŞEN TARAF TAKDİRİ DELİL (ÖRNEĞİN TANIK) GÖSTEREMEZ. SADECE KARŞI TARAFA BİR YEMİN TEKLİF ETME HAKKINA SAHİPTİR. DAVACININ YEMİN DELİLİNE DE DAYANMASI VE YEMİN DELİLİNE SIRA GELMİŞ OLMASINA RAĞMEN MAHKEMECE, YEMİN TEKLİF ETME HAKKININ HATIRLATILMAMASI USUL VE YASAYA AY­KIRIDIR.

Dava dilekçesinde 6270 TL’lik takibe vaki itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkili olan davacıya 3. şahsa ait araç sattığını, bedel olarak da davalıya 5000 TL ödendiğini, davalının aracın devrini gerçekleştirmediği gibi, aracın asıl malik tarafından 3. şahsa satıldığını, ödediği bedelin iadesi amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, da­valının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile, %40 inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davalı savunmasında, aracı davacıya verdiğini, ancak aracın malik ta­rafından davacının elinden alındığını, davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kural olarak, iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur (MK m. 6).

Davalı, davacıya borcunun olmadığını savunmakta olup, araç bedeli olan 5000 TL’nin davalıya verildiğini davacı, HUMK’nın 288/1. maddesi uya­rınca yazılı belge ile kanıtlamalıdır. İddiasını başka delillerle ispat edemeyen davacının, davalıya yemin teklif etmesi gerekir.

Dava konusu yapılan hakkın (mesela alacağın) gerçekten var olup olmadığının anlaşılması; maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte, dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir.

İspatın konusunu, tarafların üzerinde anlaşamadıkları (m. 140, 3) ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur (m. 187, 1 c.1).

Delilin konusu, maddi vakıalardır. Bu vakıalar, yukarıda da görüldüğü gibi, davanın ve savunmanın esasını oluşturan, bunların dayandıkları vakıa­lardır.

Maddi hukuk, bir hakkın doğumunu veya son bulmasını, belli vakıaların varlığına bağlı tutmuştur. İşte delilin konusu bu maddi vakıalardır ve bu vakıalar hakkında delil gösterilir. Gösterilen delil ile mesela davacının da­yandığı maddi vakıa (mesela satış sözleşmesi) ispat edilirse (davalı karşı bir vakıayı, mesela satış bedelini ödediğini ispat ederek davacının iddiasını çürütmedikçe), artık mahkeme o vakıanın hukuki niteliğini (hukuki sebebi) belirleyerek (hukuk kurallarını o maddi vakıaya uygulayarak) (m. 33) davacı lehine hüküm verir.

Bununla, hukuk kurallarının delilin konusunu teşkil edemeyeceğine işaret etmek istiyoruz. Hukuk kurallarının ispatına gerek yoktur; çünkü, hukuk kuralları hakim tarafından kendiliğinden araştırılır ve uygulanır (m. 33). İspat edilen bir maddi vakıanın hukuki niteliğini belirlemek, ona uygulanacak hukuk kurallarını bulup uygulamak hakime aittir.

Bir davada, o davanın çözümünü (hallini) etkileyebilecek (davanın çö­zümü için gerekli) olan vakıalar için delil gösterilir ve ancak bu deliller, in­celeme konusu yapılır. Yukarıda belirtildiği gibi, hakim, ön incelemede ta­rafların bildirdikleri ve fakat davanın çözümü için gerekli (dava ile ilgili ol­mayan) vakıaları ayırır ve bunları tahkikat konusu yapamaz (m. 140). Bu (dava ile ilgili olmayan) vakıalar için delil gösterilemez, gösterilmiş ise in­celenemez. Çünkü, bu vakıaların (ilgili olmadıkları o davada) ispat edilmesi ile edilmemesi arasında, o davanın çözümü (halli) bakımından hiçbir fark yoktur.

Bundan başka, taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıalar için de delil gösterilmesine gerek yoktur. Taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıalar, tarafların üzerinde anlaştıkları ve özellikle ikrar edilen (m. 187, 2; 188) va­kıalardır.

Bunun gibi, herkesçe bilinen (maruf ve meşhur olan) vakıalar çekişmeli sayılmaz (m. 187, 2). Yani, herkesçe bilinen bir vakıaya dayanan taraf bunu ispat etmek için delil göstermekle yükümlü değildir. Bu vakıalar, genel olarak herkesin bildiği veya öğrenmesinin mümkün olduğu vakıalardır. Bunlar daha çok, önemli tarihi olaylardır: Gölcük depremi, genel seçimlerin yapıldığı gün, belli bir tarihin haftanın hangi gününe rastladığı gibi.

Hak arama özgürlüğü, dava açma (iddia etme) ve savunmayı kapsayan genel bir kavramdır. Davada tarafların (ve hatta dava ile ilgili üçüncü kişilerin) iddia ve savunma haklarını fiilen kullanabilmeleri, kendilerine ispat etme hakkını verilmesiyle sağlanabilir.

Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir (m. 189, 1).

İspat hakkı, her iki tarafa da ait olduğu için ispat, Kanunda (m. 189) taraflar bakımından sadece bir yük olmanın ötesinde aynı zamanda kanuni bir hak olarak düzenlenmiştir.

İspat hakkı, tarafların Kanunun öngördüğü süre içinde usulüne uygun olarak ortaya koyduğu delillerle sağlanır. Ancak, ispat hakkı pahasına, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin kullanımına izin verilemez. Bu nedenle, hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin, bir vakıanın ispatında mahkeme tarafından dikkate alınmayacağı Kanunda açıkça düzenlenmiştir (m. 189, 2).

Bu düzenlemede, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından kendiliğinden gözönüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz ol­madığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benim­senmiştir.

Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mah­keme tarafından karar verilir (m. 189, 4).

Hakim, tarafların ispat hakkı çerçevesinde ibraz ettikleri (toplanan) bütün delilleri kararında tartışır, değerlendirir ve bundan çıkan sonucu ka­rarına yazar (m. 297,1/c). Aslında bu husus, Anayasa’nın düzenlediği (m. 141, III), “bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği” ilkesinin bir sonucudur.

Mahkeme kararında delillerin hiç değerlendirilmemesi, istinaf mahke­mesinin duruşma yapmadan, kararın kaldırılması ve davanın yeniden görül­mesi için dosyanın gönderilmesi kararı vereceği hallerden biridir (m. 353). Keza, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi, temyizde bozma sebepleri arasında sa­yılmıştır (m. 371). Bu düzenlemeler de, hakimin delillerin tümünü değer­lendirip bunu kararın gerekçesine yazmasının önemini ve gereğini vurgula­maktır.

Hakim, davada hangi (çekişmeli) vakıaların ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusu ile karşılaşılır; buna ispat yükü denir.

Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf, kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.

Türk Medeni Kanunu’na (m. 6) göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 190, 1) da, bu kuralı daha açık bir ifadeyle, “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde tekrarlayarak vurgulamaktadır.

Yemin, taraflardan birinin, bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında “namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri” üzerine beyanda bulunmasıdır. Bir vakıanın doğru olup olmadığına yemin edilirse, artık o vakıa hakkında başka delil gösterilmesine gerek yoktur; o vakıanın doğru olup olmadığı davada kesin olarak ispat edilmiş olur (kesin delil); misal:

Davacı, davalıya beşbin lira ödünç verdiğini bildirir, fakat bu iddiasını başka hiçbir delil (mesela senet) ile ispat edemezse, davalıya, kendisinden (davacıdan beşbin lira ödünç almadığına dair yemin teklif eder. Davalı, davacıdan beşbin lira ödünç almadığına yemin ederse, artık davalının da­vacıdan beşbin lira ödünç almadığı kesin olarak ispat edilmiş demektir. Buna karşılık davalı, davacıdan beşbin lira ödünç almadığına yemin etmezse (ye­minden kaçınırsa) davacıdan beşbin lira ödünç almış olduğunu ikrar etmiş sayılır (m. 229); bu ikrar da bir kesin delildir (m. 188).

Kesin delil ile ispatı zorunlu olan bir vakıa (m. 200, 1 ve m. 201), kesin delillerle ispat edilemezse, ispat yükü kendisine düşen taraf takdiri delil (mesela tanık) gösteremez; sadece karşı tarafa bir yemin teklif etme hakkına sahiptir.

Kuşkusuz, kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf, bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yüküm­lüdür.

Somut olayda davacı dava dilekçesinde “ve diğer yasal deliller” demek suretiyle HUMK 344 ve devamı maddelerinde düzenlenen yemin deliline de dayandığının anlaşılmasına göre, davacının davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru gö­rülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ol­duğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZUL­MASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iade­sine, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/12921, K. 2012/18468, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/12921
Karar No
2012/18468
Tarih
11 Eylül 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2012/12922 K.2012/20342
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/12922 K.2012/14874
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/12923 K.2012/15367
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/12923 K.2012/28529
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2012/12924 K.2012/20343
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/12924 K.2012/14875

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.