KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/14878 E., 2012/20498 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 3967 TL borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalı olan emlakçinin dairedeki eksilikleri, tapu devri sırasında tamamlamış olması şartı ile taşınmazı satın alma konusunda anlaştığını, bu eksiklikler yerine getirilmediği için, davacının taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, buna rağmen, davalının davacı aleyhine komisyon ücretinin tahsili amacı ile icra takibi yaptığını beyan ederek, bu takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı savunmasında, tarafları bir araya getirerek,
satış aşamasına gelinmesinin sağlandığını, bu nedenle de ücrete hak kazandığını beyan etmiştir.Mahkemece, alıcı ile satıcı arasında gayrimenkul satış işleminin gerçekleşmediği, davalının ücrete hak kazanabilmesi için satışın gerçekleşmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Boçlar Kanununun 404.maddesinde belirtildiği üzere "Tellalık bir akittir ki onunla tellal ücret mukabilinde bir aktin yapılması imkanı hazırlamayı veya aktin icrasına tavassut etmeyi üstlenir." Taraflar arasında geçerli bir tellallık sözleşmesinin bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tellallık hizmetinin verilip verilmediği noktasındadır. Tellallık ücretini talep hakkı hemen tellallık sözleşmesinin kurulmasıyla doğmaz.
Eş söyleyişle sözleşmenin kurulmuş olması, ücrete hak kazanılması için yalnız başına yeterli değildir. BK.405.maddesi gereğince yaptığı hazırlık veya icra eylediği aracılık akdin kurulmasına müncar olunca tellal ücrete hak kazanır.
Şu halde, davacının tellallık ücretini isteyebilmesi için tellallık sözleşmesinde sözü edilen taşınmaz satışının davacının aracılığıyla ve çalışması ile gerçekleşmiş olması gerekir.Somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde yapılan komisyon sözleşmesinde “satıştan vazgeçen tarafın, iki tarafın komisyonunu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği” kararlaştırılmıştır.Davalı emlakçi, davalı, satıcı ile davacı alıcıyı bir araya getirmiş ve bu şekilde de satış aşamasına gelinmiştir.
Bu aşama itibariyle artık davalı tellal ücrete hak kazanacaktır. Davacı alıcı, satış aşamasında, dairedeki eksikliklerin davalı tarafından giderilmediği gerekçesi ile, satıştan vazgeçmiştir. Davacı, her ne kadar dairedeki eksikliklerin davalı tarafından giderilmesi gerektiğini, davalının bu taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesi ile taşınmazı almaktan vazgeçtiğini iddia etse de bu iddiasını ispat edememiştir.
Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede, dairenin ne şekilde teslim edileceği, taşınmazın vasıfları konusunda bir açıklık bulunmadığı gibi, davalının eksikliklerin giderilmesi konusunda bir yükümlülük üstlendiği konusunda da, dosyada delil bulunmamaktadır. Davalı komisyoncunun görevi, tarafları bir araya getirerek, satış aşamasına gelmelerini sağlamaktır ve bunu da gerçekleştirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/14878, K. 2012/20498, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama