KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/15046 E., 2012/20745 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; davalı kocanın boşanma davası açtığı, boşanma davasının redle sonuçlanmasına rağmen ayrı yaşamın devam ettiği ileri sürülerek işi ve geliri bulunmayan davacı lehine tedbir nafakası istenilmiş; mahkemece, davalı tarafından açılan boşanma davasından sonra tarafların bir araya gelmek için çaba göstermedikleri, boşanma davasında da tarafların ayrı yaşamasına sebep olan olayın neden kaynaklandığının kesin biçimde tespit edilemediği, davacının ayrı yaşamada haklılığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TMK’ nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi bicimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Davalı tarafından açılan boşanma davasının "davalının kusurundan kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren bir neden ispat edilememiştir" gerekçesiyle red edildiği anlaşılmaktadır. Boşanma davasının açılmasında davacının bir kusuru yoktur. Boşanma davasından sonra eşlerin birlikte oturmaları asıldır.
Ancak boşanma davasından sonra, davalının barışma girişiminde bulunmadığı, eşini müşterek konuta davet etmediği, birlikte yaşamı yeniden tesis etmek için herhangi bir girişiminin olmadığı, dolayısıyla davacının ayrı yaşamada haklı olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/15046, K. 2012/20745, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama