KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/15695 E., 2012/21263 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2012
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2011 yılında boşandığını ve velayeti davacıya verilen müşterek çocukların ihtiyaçlarını davacının karşıladığını, davalının ekonomik durumu iyi olmasına rağmen hiçbir katkıda bulunmadığını belirterek, müşterek çocuklar için ayrı ayrı aylık 500 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece.
TMK 331. maddeleri uyarınca ana ve babasının küçüğün giderlerine katılması gerektiği, tarafların mahkemece onaylanan protokol uyarınca, iştirak nafakasına hükmedilmeksizin boşanmalarına dair verilen kararın kesinleşmesinden 4 ay gibi çok kısa bir süre sonra davacı tarafından iştirak nafakası talebi ile yeniden dava açılmasının hakkaniyete uygun bulunmadığı ayrıca tarafların anlaşma protokolüne göre boşandıkları 4 ay öncesine göre sosyal ve ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş,
hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.TMK.'nun 182/2. maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ”gücü” oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, tarafların iradesine tabi kılınmamıştır.
Dolayısıyla boşanma davası sırasında annenin velayeti altında bulunan küçüğün menfaatine aykırı olarak ve henüz tahakkuk etmemiş (Doğmamış bir alacaktan) iştirak nafakasından feragati geçersizdir. Feragate ilişkin beyanı, küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma ile iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir. Mahkemece, talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu yönündeki gerekçesi ise yasal dayanaktan yoksun olup kabul edilebilir nitelikte değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/15695, K. 2012/21263, 10 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama