KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/16086 E., 2012/21973 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 3.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile davalı ... için 4.676,32 TL, ... ve çocukları için 2.206 TL'nin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekillerince tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacıların paydaşı olduğu taşınmazı davalıların haksız işgali nedeniyle, 3.000 TL ecrimisilin davalılardan tahsili talep edilmiştir.
Davalılardan ... vekili ve yargılamaya katılan diğer davalılardan ..., ... ve ... davacının payına her hangi bir müdahale olmadığı ve hisseleri oranında yer kullandıklarını belirterek davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, davanın kabulü ile;
davalı ... için 4.676,32 TL, ... ve çocukları için toplam 2.206 TL’nin yasal faiziyle müşterek ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir.Hükmü davalı vekilleri temyiz etmektedir.Dava dilekçesinde, davacı olarak ... ve ... yer almakta olup, mahkemece yalnızca ... davacı gösterilerek hüküm kurulmuşsa da davacılar vekili 27.07.2007 tarihli dilekçe ile temyize cevabında “hükmün onanmasını” istediğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Ancak hakim iki tarafın iddia ve savunması ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez (HUMK 74.maddesi, 6100 sayılı Yasanın 26.maddesi).
Davada 3.000 TL ecrimisil istenildiği halde mahkemece talep aşılmak suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece; davacıdan, her bir davalıdan ne kadar ecrimisil talep ettiği açıklattırılarak ve talep de gözönünde bulundurularak karar verilmelidir.Ayrıca, mahkemece yapılan her iki keşifte de davalı tanıkları dinlenmiş ve davacı ...’nin de taşınmazdaki dükkanı işyeri olarak ve kiraya vermek suretiyle kullandığını beyan etmişler, yine yargılamada dinlenen davalı tanıkları da ...’nın taşınmazdaki dükkanı dönerci olarak kullandığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece alınan 14.04.2011 tarihli fen bilirkişisi raporunda 82 m² yerin ... tarafından işyeri olarak kullanıldığı açıklanmış, yine 08.07.2008 tarihli bilirkişi raporunda krokide işaretli yeri ...’nın dükkan olarak kullandığı belirtilmiştir.
Davacının taşınmazı kullandığı anlaşılmakla taşınmazda hissedarlar arasında fiili kullanma biçimi oluşmuş ve bu durumu uzun süre benimsemişlerse eylemsel olarak oluşan bu durumun resmi taksime veya şuyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması “akde vefa" kuralının yanında MK.nun 2.maddesinde yer alan iyiniyet kuralının da bir gereğidir.O halde taraflar arasında fiili kullanma biçimi oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalı, varsa dava konusu yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
(HGK.nun 20.09.2006, 2006/1-553-2006/561)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/16086, K. 2012/21973, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama