KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/16367 E., 2012/20110 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 1406,09 TL alacak yönünden itirazın iptali, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili dilekçesinde; müvekkil banka ile borçlular arasında yapılan kredi sözleşmesinde, davalı borçluların müştereken borçlu ve müselsilen kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibi yapıldığını, davalıların itiraz ettiklerini itirazın iptaliyle, icra inkar tazminatı talep etmiştir.
Davalılar vekili cevabında; icra takibine dayanak teşkil eden sözleşme bireysel kredi sözleşmesidir.
4077 Sayılı Yasanın 10/3.maddesinde, tüketici sözleşmelerinde, asıl borçluya takip yapılıp, asıl borçlu aleyhine takip semeresiz bırakılmadan kefile müracaat edilemez şeklinde düzenleme yapıldığını, asıl borçluyla beraber davalılar hakkında takipte bulunulmasının yasaya aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, 4077 sayılı yasanın 10/4 fıkrasının son cümlesinin”Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” denilmekle,
bu emredici hukuk kuralı gereğince davalıların kefilliğinin bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklanan adi kefalet hükmünde olup asıl borçluya başvurup takip semeresiz kalmadıkça asıl borçlu ile birlikte aynı anda takibe geçilemeyeceği borçluların itirazında haklı olduğu kanaatine varılarak davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder.
Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine 10.maddesinde, “Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” hükmü getirilmiştir.
Aynı yasanın 23.maddesinin 1.fıkrasında ise “bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır.” hükmüyle kanunun uygulanmasından doğacak ihtilaflara bakacak görevli mahkeme belirtilmiştir.Somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin, tüketici kredisi niteliğindeki, “bireysel kredi sözleşmesi”nden kaynaklandığı, dolayısıyla davanın da 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı anlaşıldığına göre davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir ve bu konuda kazanılmış hak da söz konusu olmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/16367, K. 2012/20110, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama