İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2012/17755 K.2012/22287

Dava dilekçesinde 3512,20 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Esas2012/17755Karar2012/22287Tarih31 Ekim 2012Okuma7 dk · 1.405 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2012/17755 E., 2012/22287 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
31 Ekim 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.405 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Dava dilekçesinde 3512,20 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; boşanma davasında, taraflar arasında imzalanan protokolle dava konusu taşınmazın ½ hissesinin davalı adına tescili konusunda anlaştıklarını, daha sonra davalı tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu taşınmazın ½ hissesinin davalı adına tesciline karar verildiğini, boşanma davasından bu yana taşınmazın davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını, kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen hiçbir ecrimisil ödemesi yapmadığını iddia ederek 2008–2010 yılları arası biriken 3.512,50 TL ecrimisilin, haksız kullanılan her aya o aydan itibaren işlemeye başlayacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı duruşmada verdiği beyanıyla; kullandığı evin arsasının yarısından fazlasının boş olduğunu, davacının isterse boş alana ev yapıp oturabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile tapu iptal ve tesciline ilişkin dosya kapsamındaki ilamın kesinleşme tarihi olan 06.05.2009 tarihinden dava tarihi olan 23.03.2010 tarihine kadar hesaplanan toplamda 1.223,30 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Somut olayda, davacının 44/1235 hisse oranında malik olduğu taşınmazda tarafların boşanmaları sonucu,

mahkemece aynen tasdikine karar verilen boşanma protokolü ile davacının hissesinde, davalı ½ oranında paydaş konuma gelmiştir. Davalının ise 27.03.2007 tarihinde açtığı davada davacının 44/1235 payının 1/2'sinin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Yargıtay 2.Hukuk Dairesi tarafından onanarak 06.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir.Tarafların ...

3.Aile Mahkemesinin 23.05.2006 tarihinde birleşen ilam ile boşandıkları, boşanmanın 22.02.2006 tarihli protokol ile sağlandığı, protokolün 3.maddesinde dava konusu taşınmazın ½ hissesinin boşanma kararının kesinleşmesinden sonra davalıya devrinin yapılacağı kararlaştırılmış mahkemece de, protokolün aynen tasdikine karar verilmiştir. Devrin rızaen yapılmaması üzerine de davalı tarafından açılan ...

1.Aile Mahkemesinin 06.05.2009 tarihinde kesinleşen 2007/269 E, 2007/526 K.sayılı ilamı ile davacı adına olan (...) tapunun ½ payının iptali ile davalı (...) adına tesciline karar verilmiştir.Davacı baştan beri taşınmazda malik olup, davalı açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda paydaş olmuştur. Tapu iptali ve tescil davasının dayanağı ise, taraflar arasında görülen boşanma davasına esas olan 22.02.2006 günlü protokoldür.

Protokolün 3.maddesi gereğince de davalının boşanma davasının kesinleşmesi ile taşınmazda paydaş olacağı kabul edilmiştir.Bu nedenle, davaya konu olan taşınmazın davalı tarafından kullanılması nedeniyle boşanma davasının kesinleşme tarihinden itibaren ecrimisil şartları oluşmuştur. Paydaşlar arasındaki ecrimisil talebi için intifadan men koşulu aranmaktadır.

Davacı taraf da 01.09.2008 gün ve 019941 sayılı noter ihtarnamesi ile dava konusu taşınmaz için davalıdan ecrimisil talebinde bulunmuş olup, bu ihtarnamenin tebliği tarihi itibariyle intifadan men gerçekleşmiştir.

Mahkemece, sözedilen ihtarnamenin tebliğ tarihi araştırılıp dikkate alınması gerekirken 06.05.2009 tarihinin intifadan men olgusuna esas alınması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluğun kararın bozulmasına ilişkin kararına karşı oyumun gerekçeleri aşağıda sunulmuştur.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5.maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir.Protokole atıf yapılarak hüküm kurulamayacağı gibi, hükmün infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde oluşturulması gerekir.Diğer taraftan,

taraflar arasında düzenlenen protokolde ve mahkeme hükmünde, nafakanın niteliği belirtilmediği, başlangıç tarihinin gösterilmediği gibi artış miktarının bağlandığı enflasyon oranı konusunda da bir açıklamada bulunulmadığı görülmektedir.

Bu durumda, hükme esas tutulan protokol “boşanmanın mali sonuçları” konusunda anlaşılır ve ayrıntılı şekilde düzenlenmemiş, hakimin, tarafların ve müşterek çocuğun menfaatlerini nazara alarak müdahalede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme karşısında Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi koşullarını taşımadığından, boşanma kararı verilemez.

Boşanma davasında sunulan protokolün mahkeme içi ikrar niteliğinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun açıklanması gerekir.Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, “ikrarın” hukuku niteliği, konusu ve ispat kuvveti açısından türleri üzerinde durulmasında yarar vardır.Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumunun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir.

(YHGK 09.11.1955 gün 4-79E.- 78 K.. YHGK 25.06.1975 gün 4/681 E.- 879 K.)İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir.

Bu cümleden olarak, ikrarın yapıldığı yere göre bir ayırıma tabi tutulması, kanundan doğan bir zorunluluk olup; ikrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır.Kavram olarak da; mahkeme dışı ikrar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 236.maddesinin dördüncü fıkrasında, “Mahkeme haricindeki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut hakim buna binaen hüküm verebilir” hükmü ile açıkça kullanılmış iken; mahkeme içi ikrar aynı maddenin birinci fıkrasında “Dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir.

Ve mukir olan taraf aleyhine delil teşkil eder” hükmü ile örtülü olarak kullanılmıştır. Mahkeme dışı ikrarın, taraflardan ya da onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın mahkemeye yönelik değil; ya karşı taraf, ya da başka kimseler veya merciiler önünde yapılması gerekir. Mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil olmayıp, takdiri delildir. Hakim, mahkeme dışı ikrarı doğrulayacak delil ve emare varsa, buna dayanarak hüküm verebilir.

(HUM m.236/4) Mahkeme içi ikrarın, taraflardan ya da onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha (dava evrakı) ile de vakıa ikrar edilebilir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 236/1.maddesinde “dava evrakı” olarak belirtilen belgeler, tarafların dilekçe ve layiha gibi, davayı hakim önüne götüren ve dava ilişkisi nedeniyle birbirlerine usulen tebliğ ettirdikleri belgelerdir.

Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir.Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045).

Bu genel açıklamalardan sonra, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesine dayalı anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde boşanmanın mali sonuçlarının kararlaştırılması kavramına, mal rejiminin tasfiyesinin dahil olup olmadığı; böyle bir kararlaştırma varsa bunun sonuçlarının ne olacağının irdelenmesi gerekmektedir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166/3.maddesine dayalı olarak açılan boşanma davalarında, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek protokolü uygun bulması şarttır. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı (TMK.md.

184/3) hükmü uygulanmaz” (TMK.md.166/3) Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Kanunu'nun 166/3.maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez.

Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanunu'nun 166.maddesinin 1, 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır.Anılan maddede, boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşma şartı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174.maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182.maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir.

Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse tarafların aralarındaki akdi ilişkiyi tasfiye ettikleri kabul edilemez.

Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istemleri içermez.1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 236/1.maddesi hükmü uyarınca dava evrakında yapılan ikrar geçerlidir ve ikrar eden aleyhine, başka bir davada da kesin delil teşkil eder.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; davacının boşanma davasında ibraz ettiği imzalı dava dilekçesi, “Protokol” başlıklı belge ve duruşmadaki beyanının HUMK.nun 236/1.maddesinde öngörülen mahkeme içi ikrar niteliğinde olup; görülmekte olan davada davacı aleyhine kesin delil teşkil ettiği ve 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen yazılı belge mahiyetinde bulunduğu, her türlü kuşku ve duraksamadan uzaktır. Nitekim.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1992 gün ve 1992/14-249 E.- 1992/323 K. ve 23.05.2007 gün ve 2007/14-289 E. - 2007/291 K. sayılı kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.

(HGK 24.2.2010 gün 2 -96/106 K) Anlaşmalı boşanma (TMK.m.166 f.III) davasında hüküm açık ve infazda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kurulmalıdır.Kararlaştırılan düzenleme, eda emri taşıyacak şekilde hüküm fıkrasına yazılmalıdır.Anlaşmalı boşanma (TMK.m.166 f.III) davasında düzenlemeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz.

Anlaşmalı boşanma davasında düzenlemenin tasdikli şeklinde de karar verilemez.Düzenlemenin tamamının hüküm fıkrasına infazda karışıklık yaratmayacak şekilde geçirilmesi gerekir.Düzenleme içerisinde yer alan tapu kayıtları getirtilmeli ve anlaşmaya uygun olarak tesciline de karar verilerek boşanmaya hükmedilmelidir. (Ömer U.Gençcan, Boşanma Hukuk, Ank. 2010 Sh.624-625)

Bu bağlamda;Boşanma ve fer'ilerini düzenleyen protokolün mahkeme içi ikrar niteliğine göre asıl ½ payın tescil kararının tapu iptal ve tescil hükmü ile sonuçlandırıcı olmasına, protokolün kesin delil niteliğinin bulunduğu ve anılan mahkemece değerlendirmenin tapu iptali ile tescil hükmünün ittihaz edilmesine göre davacının ½ paya iktisabının anılan ilam sonucu olmasına ve mahkemece de gözetilmesine göre hükmün onanması gerekirken, bozulması kararına karşı oyum'dur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/17755, K. 2012/22287, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17755
Karar No
2012/22287
Tarih
31 Ekim 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/17756 K.2012/21732
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/17756 K.2012/17890
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/17757 K.2012/17888
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/17758 K.2012/17628
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/17758 K.2012/21162
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/17759 K.2012/21158

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.