KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/18757 E., 2012/25776 K.·Mahkemesi:aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesiyle 35.000 TL manevi tazminat ile 11.000 Euro'nun faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkili ile nişanlığı olduğunu, davalının nişanı haksız yere bozduğunu beyan ederek müvekkilinin uğradığı üzüntü nedeniyle 35.000 TL manevi tazminat ile davalı tarafa müvekkili tarafından iş kurması için verilen 11.000 Euro'nun davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin genel hükümlere tabi olması nedeniyle mahkemenin görevsizliği yönünde hüküm tesis edilmiş;
hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, delilerinin toplanılmadığını beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.HMK. 27.maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş olup, bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Bu hak çoğunlukla “İddia ve Savunma Hakkı” olarak bilinmektedir. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar.
Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddi ve hukuki sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdırlar.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.Somut olayda; dava ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, mahkemece ilk celsede görevsizlik kararı verilerek gerekçeli karar davalıya tebliğ edilmiştir. Dosyanın görevli ... 3. Aile Mahkemesi'ne gönderilmesinden sonra duruşma gün ve saati görevli mahkemece davalıya Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ olunmuştur.Tebligat Kanununun 35. maddesine göre.
Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.Ancak;
davalı adına çıkartılan davetiye 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edildiği halde, tebligatın yapıldığı adres davalının MERNİS adresi olmadığı gibi görevli mahkemece bu adreste davalıya daha önce tebligat yapılmamış olduğundan sözü edilen tebligat usulsüz olup davalıya dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş ve taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm kurulmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/18757, K. 2012/25776, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama