KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/20359 E., 2012/24174 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 15000 TL'lik ıslah ile 17787,80 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tarafların paydaş olduğu taşınmazların davalılar tarafından kullanılması nedeniyle, 2005-2009 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil bedeli olarak 15.000 TL’nin yıllara göre yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Islah ile talebini 17.787,80 TL'ye yükseltmiştir.Davalı ... cevabında, ortak muristen intikal eden tarlalardan elde edilen fındık mahsulünü annelerinin aldığını ve payları oranında hak sahiplerine dağıttığını, kimsenin hakkına tecavüz etmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.Mahkemece;
davalılardan ... hakkında açılan davada, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise ortak muristen intikal eden taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Ancak, hükmü temyiz eden davalılardan ..., ..., ... ve ... 27.04.2012 tarihli dilekçeleri ile temyiz isteminden feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Bu nedenle belirtilen davalılar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Hükmü temyiz eden diğer davalıların temyizi yönünden ise, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. TMK. md. 693’e göre: ”paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.
"Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim, Medeni Kanunda, yararlanma hakkının,"diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde" mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir. (TMK. Mad. 693).
Kaldı ki TMK.mad.2 hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.
Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalı), kullanmayan (davacı) haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.Somut olayda getirtilen tapu kayıtlarına göre 1476, 1468, 1467, 1457 ve 633 sayılı parsellerde davacıların toplam hisse miktarlarının, mahkemece hükme esas alınan ziraat bilirkişinin 25.05.2011 tarihli raporunda belirtilen toplam hisse miktarından düşük olmasına rağmen,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/20359, K. 2012/24174, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama