KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/6669 E., 2012/9988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2012
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı- karşı davalı ... ile davalı - karşı davacı ... aralarındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasına dair ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 31.03.2011 günlü ve 2008/8 E. - 2011/195 K. sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 06.12.2011 günlü ve 2011/13654 E. - 2011/19706 K. sayılı ilama karşı davacı - karşı davalı ile davalı - karşı davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkili ve davalının kardeş olduklarını, dava konusu 457 no'lu parselde payları bulunduğunu, payları karşılığı kendilerine bırakılan yerde üç katlı bina yaptıklarını, ancak tamamını davalının kullandığını beyanla fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 6.000.000.000 TL ecrimisil bedelinin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı davaın reddini savunmuş, bu dava ile birleştirilen davada ise; ecrimisile konu binadaki davacı hissesini haricen satın aldığını, denkleştirici adalet ilkesi gereğince taşınmazın bugünkü rayiç bedeli olan 150.000 TL'nın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının ecrimisil isteminin reddine, davalı-karşı davacının alacak isteminin kısmen kabulü ile 45.675,46 TL'nın karşı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün taraflarca temyizi üzerine karar Dairemizin 06.12.2011 gün ve 2011/13654 Esas-2011/19706 sayılı kararı ile bozulmuş, taraflar bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.Davacı (karşı davalı) vekilinin tüm, davalı (karşı davacı) vekilinin sair karar düzeltme talebi yerinde değildir.Ancak, birleşen dava yönünden.
HUMK.275 ve onu izleyen (yeni HMK.266 md.) maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. Ancak, bilirkişi seçimi yapılırken düşüncesine başvurulacak kişi veya kişilerin özel ve teknik bilgilerinin yeterli olup olmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava konusu olayda, her ne kadar geçersiz satış nedeniyle iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi ilkesi benimsenmiş ve bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulmuş ise de; mahkemenin hükmüne esas aldığı raporu düzenleyen bilirkişi Avukat ve İnşaat Mühendisi olup, bu konuda uzman olmadığından, raporuna itibar edilemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/6669, K. 2012/9988, 12 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama