KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2013/10641 E., 2013/13754 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2013
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dava dilekçesinde; davalı eşinin 2012 yılı eylül ayı içinde müşterek haneyi terk ettiği, müşterek hanede yalnız yaşadığı, hiçbir gelirinin olmadığı, geçinebilmesi için aylık 400,00 TL tedbir nafakasın bağlanmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı cevap vermemiş ve yargılama yokluğunda yapılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davalıya çıkartılan dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tüm tebligat parçalarının incelenmesinde, davacı ve davalının tebligat adreslerinin aynı olduğu, davalıya yapılan tebligatların davacı tarafından tebellüğ edildiği ve davalıya yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğu görülmüştür. Sözkonusu tebligatlar 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine aykırıdır ve tebligatlar usulsüzdür. Bu nedenle davalının sair temyiz itirazları değerlendirilmemiştir.
6100 sayılı HMK’nun 27.maddesinde davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Somut olayda; yukarıda açıklandığı şekilde davalıya yargılama sırasında yapılan bütün tebliğatlar usulsüz olup, dava davalının yokluğunda sonuçlandırılmıştır.
Bu bağlamda; davalı duruşmaya çağırılmadan, taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36.maddesi ile HUMK’nun 73, 6100 sayılı HMK 27 ve A.İ.H.
Sözleşmesinin 6.maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı yan; dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe ve Hukuki Dinlenilme Hakkı'nın kullanılmasına imkan verilmeden hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Prof. Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt II sh.1876 vd).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/10641, K. 2013/13754, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama