KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2013/21270 E., 2014/6679 K.·Mahkemesi : Ankara 8. Aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2014
- Tarihi
- 10/10/2013
- Numarası
- 2013/943-2013/1340
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada; daha evvel boşanma davası ile hükmedilmiş yoksulluk ve iştirak nafakalarının, davacının Haziran 2013'de işten çıkarılmış olması, davalı kadının ise SSK'lı olarak çalışmaya başlamış olması, müşterek çocuğun ise dava tarihinden evvel 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle, kaldırılmaları talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalının çalışmaya başladığı ve asgari ücret aldığı, müşterek çocuk E.M..'in ise 18 yaşını doldurmuş olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne, davalıya ödenen yoksulluk ve iştirak nafakalarının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmasına, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması," yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 1.5.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Davalı kadın boşanma davası sırasında bir işte çalışmamaktadır. Kendisine aylık 200 TL yoksulluk nafakası bağlanmış, boşanmadan sonra tekstil işçisi olarak çalışmaya başlamış, asgari ücret seviyesinde bir gelire kavuşmuştur. Aldığı nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün görünmediğine göre aldığı nafaka ile, emekli maaşı miktarı toplamı ise, davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.
Mahkemece dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığıı, asgari ücret sınırındaki gelirinin varlığının yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirmeye karar verilebileceği, davacının dava dilekçesindeki kaldırma talebi içinde indirme talebinin de olduğu (çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince) gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tamamen kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/21270, K. 2014/6679, 30 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama