KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2013/2323 E., 2013/4360 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2013
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen suya vaki müdahalenin men'i davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, Horbağı mevkiinde bulunan genel sudan yöredeki ailelerin içme ve sulama amaçlı olarak faydalandıklarını, ancak davalının açtığı kuyu nedeniyle suyun kuruduğunu ileri sürerek; suya vaki müdahalenin men'i ile eski halin iadesini talep etmiştir.
Davalı açtığı su kuyusunun, davacıların istifade ettikleri genel suyu etkilemediği gerekçesiyle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacılara ait kaynak suyunun, davalı tarafından açılan kuyu nedeniyle etkilendiğini bildiren jeofizik mühendisinin raporu hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil ettiği bilirkişi raporları yeterince açık ve aydınlatıcı olmayıp, hüküm kurmaya elverişli nitelikte değildir. HMK.266 ve onu izleyen maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. Ancak, bilirkişi seçimi yapılırken düşüncesine başvurulacak kişi veya kişilerin özel ve teknik bilgilerinin yeterli olup olmadığı üzerinde durulması gerekir. Mahkemenin hükmüne esas aldığı raporu düzenleyen bilirkişi Jeofizik Mühendisi olup, suya müdahalenin men'i davalarında uzman değildir, bu nedenle raporuna itibar edilemez.
O halde yapılacak iş; suların en az olduğu mevsimde Jeoloji ve zirai bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif ve inceleme yapılarak, öncelikle dava konusu suyun niteliği, genel su olup olmadığı ve debisi tespit edilmeli, tarafların ihtiyaç durumları saptanmalı, davalının yaptığı kuyunun, davacının suyunu etkileyip etkilemediği, dolayısıyla tecavüzün varlığı uygulama yapılmak suretiyle belirlenmeli, tecavüzün varlığı anlaşılırsa; tarafların öncelikli kullanım ve kadim hakları belirlenip, tarafların kadim hakkı da gözetilerek tarafların ihtiyaçları oranında uygun bir rejim kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/2323, K. 2013/4360, 14 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama