KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/10037 E., 2015/5069 K.·Mahkemesi : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2015
- Tarihi
- 22/10/2013
- Numarası
- 2012/290-2013/488
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2011/6494 Esas sayılı dosyasındaki alacağın ve bu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını savunarak; davanın zamanaşımından reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; asıl borç ilişkisine dayanılan durumlarda zamanaşımı değerlendirilmesi yapılırken temel ilişkinin tabi olduğu zamanaşımının gözönünde bulundurulması gerektiği, taraflar arasında düzenlenen bononun düzenlenme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında zamanaşımının fevkalade dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; alacağın ve bu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkindir.
Tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası yolu ile, mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir.
Tespit davası, eda davasının öncüsüdür. Tespit davasının dinlenebilmesi için, diğer genel dava şartlarından başka, davacının tespit davasına konu yapılan hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararının bulunması şarttır. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması üç şartın varlığına bağlıdır. İlk olarak, davacının hakkının veya hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olması gerekir. İkinci olarak, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması gerekir. Üçüncü olarak da; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman, davacının, o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Somut olayda; davacıların tespit davası açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; davacıların alacağın ve alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitini talep etmekte hukuki yararlarının olmadığı göz önünde bulundurularak, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle talebin reddi doğru görülmemiş ancak netice itibariyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan, hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/10037, K. 2015/5069, 26 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama